Geçen gün Antalya'dayım. Kıyıda geziniyorum. Hatta gezinmekten öte, yoğun dalgalara ve şiddetle karaya vuran sulara yaklaştıkça yaklaşıyorum. Hava oldukça sakin ve rüzgarın R'si bile yok. Peki bu şiddetli dalgalar ve metrelerce yükseğe kadar ulaşan bu suların sebebi nedir? Hemen dünkü hava durumu aklıma geldi. Dün, şiddetli rüzgar ve neredeyse kasırga var idi. Şimdi ne kasırga, ne fırtına ve ne de rüzgar var. Ancak dalgalar var. “Bunun nedeni dünkü hava durumu” diye düşündüm.

Akdeniz'in uçsuz bucaksız ufkuna baktım ve bir de ayak uçlarımdaki dalgalara baktım ve kararımı verdim: "Bu dalgalar yola bugün çıkmamış. Allah bilir kaç gün önce yola çıkmışlar da, Antalya'daki bu kıyıya, ancak bugün varmışlar."

Evet, kıyıdaki dalgalar sanmayın ki, o kıyıda ya da kıyıya yakın bir yerde oluşan bir deniz hareketidir. O dalgalar belki de Antalya'nın tam karşı ucunda, Mısır'da mı, Libya'da mı yoksa yan taraflarında Tunus'ta mı, Lübnan'da mı başladı? O dalgalar belki yola üç gün önce çıktı, belki de beş gün önce yola çıktı? Ve yılmadan, yorulmadan, bıkmadan yol aldılar ve kıyıya vardılar.
 
Fikir akımları da aynı dalgalar gibidir. Yılmazlar, yıkılmazlar, yorulmazlar ve devamlı yol alırlar. Fikir akımları da aynı dalgalar gibidir, ötelerden, çok ötelerden gelirler. Fikir akımları da aynı dalgalar gibidir, bugününün değil dünün, çok öncesinin eseridirler. Yani bugünün fikir akımları başlangıcını dünden, tarihten alırlar. Ancak tesirleri bugüne kadar uzanır.

Nasıl ki, beş gün önce bir kıyıdan çıkan bir dalga gelir de bugün bir kıyıyı vurursa, beş bin yıl önce ortaya çıkmış bir fikir akımı gelir de bugün bir Ülkeyi vurur. Nasıl ki, 2 gün önce bir denizin ortasından çıkan bir dalga gelir de bugün bir kıyıyı etkilerse, iki bin yıl önce ortaya çıkan bir fikir akımı gelir bu gün bir toplumu etkiler.

Bu sözlerimle şunu söylemek istiyorum, her fikir akımının kökleri derinlerdedir, her fikir akımının başlangıç zamanı tarihin derinliklerindedir. Şu anki bir fikir akımı söyleyelim ki, geçmişte izleri olmasın. Hepsinin izleri tarihtedir. Tarihten kopup gelir ve dur durak dinlemez, bir dalga gibi yolunda ilerler.

Mesela, şu an kardeşliği ve barışı esas alan fikirlerin kökenini, tarihin çok çok eski bir zaman diliminde buluruz. Tüm Peygamberlerin fikirlerinde, Yunus Emre'nin görüşlerinde, Mevlana'nın eserlerinde buluruz. Hatta en eski bir tarihe götürdüğümüzde, Habil'de buluruz. Habil, Hz. Adem'in oğludur. Barışçı ve kardeşlikten yana idi. Herkese halim ve selim davranıyordu. Bu fikrin karşısında Kabil yer alıyordu. Kabil de, Habil'in tam zıttında yer alan bir insandı. O da Hz. Adem'in oğluydu. Ancak, sert ve zalim görüşün kurucusuydu. Şu anki zalimlerin dayandığı ve fikirlerinin kaynağı Kabil'dir. Kabil binlerce yıl öncesinden, yüzlerce asır öncesinden zalimlere ve sert insanlara önderlik ederken, Habil barış, kardeşlik ve dostluk yönünde insanlara ilham veriyor, yol gösteriyor ve rehberlik vazifesini yapıyor.

Bu örneklerin yanında daha çok örnek vardır. Liberalizm, kapitalizm, sosyalizm, faşizm, ırkçılık ve benzeri fikir akımları da ta eskilere, tarihin en eski devirlerine giden bir eskiliğe sahiptir. “Bu fikir akımları eskidir ve eksidir. Ne kadar da eski ve eksi olsa da etkileri maalesef devam ediyor.”

Kökenini kardeşlik, iyilik ve doğruluk temelinde alan fikirler ve oluşumlar her zaman taze ve canlıdır. İnsanlara huzur ve sükun sunar.

Şimdi dalgaları bir tarafa bırakalım ve örneğimizi su kaynağından ve tertemiz şifalı sulardan verelim. Dalgalar korkutur. Kaynak suları ise huzur verir.
 
“Hak Dinlerin hepsi, bir Kaynak'tan ve Tevhid İnancından kaynak alır ve insanlığın iki cihan saadet ve selametine hizmet eder.” Bu kaynak eskimez ve her an diridir. Aynı yüksek Dağın yamaçlarından çıkan temiz bir kaynak suyu gibi şifalı ve sağlık doludur. Hak Dinler Rabbani'dir. Nefsani değildir. Hak Dinlerin dışında kalan ve Hak Dinlerden kaynak almayan her fikir akımı nefsanidir. Kökleri eskidir, ancak dalgalar gibi gelip gelip kıyıları vurur ve tahrip ederler. Dalgalar vurup geçer, su kaynağı ise insanlara sağlık ve huzur verir.

İnsanoğlu ne zaman ki,nefsani akımlara ve dalgalara kapıldı, yoldan çıktı ve şaşırıp kaldı. Ne sosyalizm, ne kapitalizm, ne liberalizm, ne faşizm, ne de başka bir izm insana huzur ve mutluluk vermez. Hepsi de tarihlerden beri bir deniz dalgası gibi devamlı surette gelip de kıyıları vurmuş, tahrip etmiş ve dağıtmıştır. Kökenleri eskidir, geldikleri yer uzaktır. Ancak tesirleri halen bizleri maalesef etkiliyor.

Bizi lazım olan Hak Dinlere ve Hak Dinlerden kaynak alan fikirlere sahiplenmektir. Çünkü bir temiz vadiden, bir yüksek dağ yamacından doğan tertemiz bir su gibidir. Bu suyu doya doya içmek ve o suyun şifasından istifade etmek ve ezeli, ebedi huzura kavuşmak ancak böyle mümkün olur.
 
Dalgalar mı, kaynak suyu mu? Tercihiniz hangisi?
 
“Ey insanoğlu dalgalardan uzak dur ve tertemiz su kaynağından doya doya su iç, vesselam.”