Uluslararası 'Hay Group' araştırmasının 'Kalpleri ve Düşünceleri Angaje Etmek-Değişen Dünya İçin Hazırlık' başlıklı çalışmasına göre Alman çalışanları birçok konuda işverenleri tarafından yarı yolda bırakıldıklarını düşünüyor.

Almanya'da yapılan araştırma, 75 şirkette çalışan 240 bin çalışan üzerinde yapılmış. Araştırma ayrıca, 32 kategorinin ele alınması ile gerçekleşmiş ve 18 kategoride yer alan 2014 yılına ait değerlerin bir sene önceki değerlere göre daha da geriden seyrettiğini ortaya koymuş. Araştırmaya göre, Alman şirketlerin ekip çalışması, ataklık, şeffaflık, yenilenme ve üretkenlik alanlarındaki büyük açığı acilen kapaması gerekiyor.

Alman çalışanların yüzde 88’i ekip ruhunu hala en büyük güçleri olarak görse de şirket ve meslek arkadaşlarından bu ruhu ortaya koyanların olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 49’da kalıyor. Çalışanların yarısından fazlası ise işbirliği, fikir ve kaynak paylaşımının şirket tarafından yeterince teşvik edilmediğini düşünüyor. Araştırmayı gerçekleştiren uzmanlar, giderek daha da dinamikleşen ve karmaşıklaşan iş dünyasında farklı düşünce tarzlarının ataklık adına önemli olduğu tespitinde bulunuyor ve bunun için şirket içi eğitimin ve açık iletişimin önemine temas ediyor.

Ne var ki, çalışanların yüzde 60’ı bu tür eğitimler için zamanlarının olmayışından yakınıyor. Yüzde 45’i temsil eden bir kesim ise şirketteki değişikliklerin açık ve dürüstçe paylaşılmadığını ileri sürüyor. Şirketteki kararların doğru bir düzlemde gerçekleştiğini düşünenlerin oranı ise yüzde 55.

Araştırmaya göre, şeffaflık dijitalleşme ile birlikte önemi artan bir konu. Uzmanlara göre sosyal medya şirketin çalışanlarını mükâfatlandırmadan organize etmeye ve eğitmeye kadar bütün işlemlerinde yeni ölçüler ortaya koydu ve bu gelişmede de şirketler oldukça geride kaldı. Bunun bir sonucu olarak da çalışanların üçte ikisinden fazlası ortaya koydukları iş ile ücret arasında net bir bağ kuramıyor. Bu kesim, kabiliyetlerini internette daha kolay ve daha iyi sergileyebiliyor. Bir şirketin ilerlemesinde gerekli sayılan yenilenme konusunda da çalışanların yüzde 44’ü ümitli değil. Yenilenme çabasının beraberinde getirdiği riskler konusunda şirketinin desteğini arkasında hissetmeyen bu kesim yeni fikir ve çalışma metotlarına kafa yormuyor.

Üretkenlikteki şikayet ise çalışma şartlarındaki dengenin tutturulamamasından kaynaklanıyor. Bu sebeple çalışanların sadece yüzde 43’ü personel sayısı ile verimin birbiriyle uyumlu olduğunu düşünüyor. Araştırmaya göre çalışanların çoğu belli zamanlarda daha çok çalışmaya razı, ancak bu süreklilik arz edince bu durumda çalışanlar kadar şirketin üretkenliği de nasibini alıyor. Hay Group Başkanı Michael Träm’e göre piyasa şartlarının çok değiştiği günümüzde, bu değişiklik en çok çalışanlara yansıyor.

Yeni şartlara uyum sağlamak isteyen şirketler ise çalışanlarını hesaba katmadıkları zaman motivasyon ve angajman eksikliği ile karşılaşıyor. Sadece bu gerçeği görebilen şirketler gelecek vaat edebiliyor. Träm’in acilen yerine getirilmesini istediği noktalar ise şunlar: Ekip ruhu için işbirliği, fikir ve kaynak paylaşımını teşvik, ataklık için çabuk reaksiyon ve karar, şeffaflık için verim ile ücret arasındaki açığı kapama, yenilenme için bütün çalışanların fikirlerini gerçekleştirmelerine izin verme ve üretkenlik için üretme ve dinlenme dengesini iyi sağlama.