BDDK Başkanı Akben: “Milli derecelendirme kuruluşu için çalışmalar tamamlandı”

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) Başkanı Mehmet Ali Akben, “Sınai Kalkınma Bankası tarafında bir çalışma grubu oluşturuldu. Bizim de desteğimizle bu çalışmalar tamamlandı. Derecelendirme notlarının etkin kullanımıyla...

BDDK Başkanı Akben: “Milli derecelendirme kuruluşu için çalışmalar tamamlandı”
banner208

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) Başkanı Mehmet Ali Akben, “Sınai Kalkınma Bankası tarafında bir çalışma grubu oluşturuldu. Bizim de desteğimizle bu çalışmalar tamamlandı. Derecelendirme notlarının etkin kullanımıyla birlikte kurumsal şirketlerin Türk lirası borçlanmalarında müşteri kredibilitesine göre değişen skalada risk ağırlandırılması yapılabilecek” dedi.

İstanbul Ticaret Üniversitesi İtibar ve Derecelendirme Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından İstanbul Ticaret Üniversitesinin Sütlüce’deki kampüsünde ‘Kredi Derecelendirmede Uluslararası Tecrübeler ve Milli Derecelendirme Yaklaşımları Semineri’ ve ‘Yükselen Piyasa Ekonomilerinde Rating Uygulamaları: Çin Örneği Çalıştayı’ gerçekleştirildi. Programa İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazım Ekrem, İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkan Vekili Hasan Erkesim, BDDK Başkanı Mehmet Ali Akben, Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Aydın, Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Karadağ, Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB) Yönetim Kurulu Başkanı İlhami Koç, United Credit Ratings Co. Ltd Başkan Yardımcısı Dr. Jenny Al Renzhi, United Credit Ratings Co. Ltd Genel Müdür Vekili Xiang Ding ve United Credit Ratings Co. Ltd Ülke Risk Bölümü’nden Mark Yaning Zhai ile birlikte geniş bir davetli topluluğu katıldı.

Programda konuşan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu Başkanı Mehmet Ali Akben, derecelendirme kuruluşlarına yönelik güven probleminin olduğunu söyleyerek, “Dünyada bağımsız derecelendirme ürünleri ağırlıklı olarak sermaye piyasalarının borçlanma araçları, ihraçlarıyla ülke risklerinin ölçümlenmesinde kullanılıyor. Fakat bunların ne kadar güvenli olduğunu ve ne kadar doğru ölçümlendiğini günlerce tartışıyoruz. Örneklerinden de gördüğümüz gibi bunlara güven konusunda problemlerimizin olduğu aşikâr. Hatta biz yaptığımız toplantılarda uluslararası kuruluşlardan ve bankalardan bize gelen ziyaretlerde bu konunun rating şirketlerine bırakılmayacak kadar önemli olduğunu kendilerinin bunu ayrıca yaptıklarını ve kendi değerlendirmelerini esas aldıklarını biliyoruz ve görüyoruz” diye konuştu.

“Milli derecelendirme kuruluşu için çalışmalar tamamlandı”

Akben, milli derecelendirme kuruluşuna ihtiyaç olduğunu ve Sınai Kalkınma Bankası ile bir çalışma grubu oluşturulduğunu ifade etti. Çalışmaların tamamlandığını belirten Akben, şöyle konuştu:

“Ülkemizde mevcut durumda ülke derecelendirmesinde kapsamında tanımış olduğumuz 5 derecelendirme kuruluşu bulunmakta ve mevcut durumda da bankalarımız tarafında kullanılacak bir milli derecelendirme kuruluşuna ihtiyaç olduğunu görmekteyiz. Bu kapsamda Bankalar Birliğiyle birlikte çalıştık; Sınai Kalkınma Bankası tarafında bir çalışma grubu oluşturuldu. Bizim de desteğimizle bu çalışmalar tamamlandı. Derecelendirme notlarının etkin kullanımıyla birlikte kurumsal şirketlerin Türk lirası borçlanmalarında müşteri kredibilitesine göre değişen skalada risk ağırlandırılması yapılabilecek. Kredi derecelendirme notları bankaların merkezi yönetim, bankalar ve kurumsal yönetim portföylerine ilişkin sermaye yeterliliği hesaplanmasında da kullanılacaktır.”

“Doğru risk ölçümü yapılabilecek, bankaların sermaye gereksiniminde tasarruf sağlayacak”

Milli derecelendirme kuruluşuyla birlikte bankaların sermaye risklerini daha doğru hesaplayabileceğini ve sermaye gereksiniminde tasarruf sağlayacağını söyleyen BDDK Başkanı Mehmet Ali Akben, “Merkezi yönetim ve bankalar portföylerinde Türk lirası borçlanmalarda derecelendirmeden bağımsız risk ağırlıkları uygulayabilirken kurumsal kredi portföyünde Türk lirası borçlanmalarda ülkemizde hiçbir kurumsal firmaya yüzde 100’den daha düşük bir risk ağırlığı uygulanmamakta. Bu da riskin gerçeğe uygun ölçümünü engellemektedir. Etkin derecelendirme doğru risk ölçümüyle bankalar sermaye gereksinimlerini daha doğru ve hassas hesaplayabileceklerdir. Yapmış olduğumuz çalışmalarda beklenen milli derecelendirme kuruluşu derece notlarının kullanımıyla bankaların sermaye gereksiniminde tasarruf sağlayacağı yönündedir” ifadelerini kullandı.

“Derecelendirme kuruluşlarının kararlarında siyasi taraf çok daha fazla ön plana çıkıyor”

Akben, derecelendirme kuruluşlarının siyasi kararlar verdiğine vurgu yaparak, derecelendirme şirketinin hemen kurulması gerektiğine işaret etti. Akben, “İkinci önemli nokta bu kuruluşun bağımsız bir yapıda tesis edilmesi, bunu teminen ortaklık yapısının çokluğu ve tüm paydaşlarının katılımıyla gerçekleştirilmesi önem arz etmektedir. Bildiğiniz gibi her bir not açıklamasında geçen hafta biliyorsunuz bir şirket Türkiye ile ilgili notlarını açıkladı. Devamlı tartıştığımız konu bu. Tabii ki bunun teknik tarafı mutlaka var ama gördüğümüz kadarıyla bunun siyasi tarafı çok daha fazla ön plana çıkıyor. Bunu tartışmaya gerek görmüyoruz. Türkiye’deki ekonominin yüzde 85’ini kaplayan bankaların durumları ortada. Geçen hafta açıklandığı gibi yine bankaların karlılık oranları son yılların belki de bugüne kadar en önemli seviyede bir Ocak rakamına ulaştı. Gecikmiş alacak oranlarımız 3’ün altında ve yönetilebilir bir seviyede. Borsa’ya girişler ve son zamanlardaki rakamlar ortada. Diyorsunuz ki; ‘Her şey iyi güzel görünüyor peki bu notlar ne?’ Bundan dolayı da bu derecelendirme şirketinin hemen kurulması önem arz etmektedir” şeklinde konuştu.

“Gelirimizi 20 bin doların üzerine çıkarmaya bankacılık sektörü olarak kararlıyız”

Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Aydın da, ulusal derecelendirme kuruluşu kurulması projesine başladıklarını ve geliri 20 bin doların üzerine çıkarmaya kararlı olduklarını ifade ederek, şöyle konuştu:

“Bankalar Birliği olarak ülkemizdeki derecelendirme şirketlerinin çoğalmasını temin etmek, daha rekabetçi bir ortamın oluşmasını sağlamak, bankaların sermaye yeterlilik rasyosunun hesaplanmasına imkan veren ulusal inisiyatifleri doğru kullanmak, bankaların şirketler için verdikleri notları daha uyumlu hale getirmek, risk yönetim uygulamalarını iyileştirmek, kredi şirketlerinin notları kullanılarak sermaye yeterliliği rasyosunun daha hassas ölçülmesine destek olmak ve sermaye piyasasının gelişmesine katkı sağlamak amacıyla ulusal derecelendirme kuruluşu kurulması projesine başladık. Bu konuda Türkiye Sınai Kalkınma Bankasına bir rapor hazırlattık. Çok sayıdaki kurumun görüşleri alındı ve değerlendirildi. Rapor, görüş ve değerlendirmelerini almak amacıyla Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kuruluna gönderildi. BDDK’nın yönlendirmesini aldıktan sonra somut adımlar atmaya başlayacağız. Tüm çabamızla ekonomimizi büyütmeye ve gelirimizi 20 bin doların üzerine çıkarmaya bankacılık sektörü olarak kararlıyız.”

“Rating kuruluşları özellikle Türkiye’de güvenini kaybetmiş durumdalar”

Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Himmet Karadağ, derecelendirme kuruluşlarının piyasada ana parametrelerde dikkate alınmadığını belirterek, “Finans sektöründe en temek problem güven. Güvenin de en temel besleyicisi sürdürülebilirlik ve öngörülebilirlik. Rating kuruluşlarının da temelde yaptığı bu. Mevcut stok değeri olarak maalesef konvensiyonel rating kuruluşları özellikle Türkiye’de güvenini kaybetmiş durumdalar. Zaten uygulamada BDDK Başkanımız ve TBB Başkanımız da biliyor; piyasada ana parametre olarak dikkate alınmıyorlar. İnsanlar biraz daha güvenilir alternatif yaklaşımları deniyorlar. Finansal yatırımcılar mutlaka yatırım yapmadan önce o finansal aracın, şirketin veya ülkenin kendi anladıkları dilden, kendi anladıkları finansal tablolar ile risklerinin ölçülmesini ve değerlendirmesini istiyorlar. Türkiye ili ilgili çok ciddi bir açık da var çünkü mevcut rating kuruluşlarının raporlarına güvenmiyorlar. Bunu nerden anlıyoruz; mevcut yatırım tercihlerine baktığımızda rating kuruluşlarının raporları ve yönlendirmeleriyle taban tabana zıt yatırım tercihlerinde bulunduğunu görüyorum” dedi.

Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı İlhami Koç ise, derecelendirme kuruluşlarının en çok siyasi kararlar alma, çıkar çatışması, fiyatlamanın geç yapılması ve alınan kararların finansal krizleri hızlandırması gibi konularda eleştirilere maruz kaldığından bahsetti.
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner122

banner124

banner224

banner154

banner191

banner126