24.07.2015, 17:24

Kendi kendimiz olabilme erdemi

Kimi zaman özenti eğilimim ağır basar, kendime modeller aradığım olur. O modellerin hep olumlu yanlarına odaklarım kendimi. Oysa olumlu görüntülerin bir bütünün bir yanını yansıttığını akıl edemem; orada bütünün diğer yanındaki olumsuzluklarını görmemezlikten gelirim.
Zaman içinde anlarım ki olumlu görüntüler, nice olumsuzlukları gölgelemiş. Gölgede kalan ayrıntılar ortaya çıktıkça da yanlış modele yönlendiğimin bilincine varırım. Kendimi bulma yerine, kaybetme çelişkisinde sıkıntılarım başlar. Özenti bu, başka birisi olma çabası belki de kendi kendisini aldatma olgusu diye düşündüğümde kendime dönmenin rahatlığını yaşarım. Kendimi sorgulama, kendimi bulma, derinliğimi keşfetme çabası kendimi,  kendi özgürlüğümde tanıma olanağı verir bana. Bu, özgüvenimi besler, kendi özgünlüğüme dönmemi sağlar.  Kolayı seçme yerine kendi değerlerimi geliştirme çabası hem rahatlatır, hem de erincimi besler, doğrusu.
Teknolojinin getirdiği nimetleri, edinme kavgası, kolaycı ve taklitçi bir yönsemeyi de beraberinde getiriyor galiba. Bu yöneliş çoğu içi boş, kof ve özsüzdür. Özgünlüğü ve yaratıcı gücü gölgeler; ışıksız, solgun ve de sağlıksızdır. Bu nedenle insan kendini, boşluğun içinde bocalamanın olumsuz ritminde kaybeder. Kendi kendisi olamama çelişkisinde silikleşir, kendine saygısını ve özgüvenini yitirir.
Çoğu zaman aldanışı da birlikte getiren kolaycı, taklitçi olumsuz eğilimler, kendimize ait olmayan onca yapaylıklar bizi boşluğa düşürmez mi, aldatmaz mı, kendimizden uzaklaştırmaz mı ve de utandırmaz mı?
Kim kime göre daha üretken daha doğurgandır, bilinmez. Üretkenliği,doğurganlığı göze almadan-denemeden, kendi değerlerimizi açığa çıkarma çabasına girmeden, zorlukları göğüslemeden bir savımız olur mu hiç?
Hep biçimsel ve yüzeysel bakarız objelere, zora sokmadan kendimizi. Ayrıntılara, derinlere inmek gelmez işimize. Çok yönlü irdelemeyi ise hiç göze alamayız. Bir de buna önyargıların gözlüğüyle bakma yanlışlığını eklediğimizde hepten yanılgıların çıkmazında dar bir alana kilitleniriz. Hiçbir şeyin nedenini, özünü sorgulama çabasına girmeyiz; hep kaçak güreşiriz. Üzüm yemeyi bırakır da bağcıyı dövmeye sarf ederiz tüm eforumuzu. Oysa gerçeğe ulaşmak  özveri , olumlu, güvenli bir çaba işidir. Bunu ilkesel bir kullanıma açamıyorsak, görünmeyenlerin gerçeğine nasıl ulaşabiliriz?
Zoru göze almadan üretkenliğin önündeki atılımı, girişimi, değişimi ve yenilenmeyi yakalamadan ereğimize ulaşamayız ki? Başkalarına bağımlı kalmak kendimizi işlevsiz, işe yaramaz konuma düşürmez mi? Bunun ezikliğini hissetmez miyiz? Günün birinde arkamızda bıraktığımız boşlukların ve de bize ait olmayan bir zaman dilimini yaşadığımızın bilincine vardığımızda bunun ezikliğini, pişmanlığını duymaz mıyız? Oysa o zaman dilimi başkalarının değil bizim özgünlüğümüzü, bizim damgamızı taşıması gerekmez mi?
Ona sahiplenebilmek için onu yaşama geçirmek, kendimizi orada bulmak işe yaramışlığın ve mutluluğun kendisi değil mi? Ne diyor  Hz. Mevlâna: "Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol."
Hep birilerine tutunan bağımlı olan değil, tutunulan, tabi olunan bir kişilik daha olumlu daha anlamlı ve güzel değil mi?
Baktığımızda bu özentiye dönük olumsuzluğun temelinde kişinin kendini aşamaması vardır, bence. İnsan kendini nasıl aşar? Kuşkusuz bunun soluğu kültürel birikimden güç alır. İnsan salt fiziğiyle var değil ki... Onu var eden temel değerler yüreğiyle beyninde oluşur, davranışlarına yansır elbette. Bu oluşum yoksa, kişi tek yanlı yarım bir insandır bence. İç derinlik yüzeyselliği örten bir bezektir. O bezekten yoksun kalanların yüzeysel, biçimsel özellikleri öne çıkar değil mi?
Kişi bu özentilerin gölgesinde silikleşir, küçülür. Çünkü girdiği kılıf kendine değil başkalarına aittir. Böyle olunca da o kişinin özgünlüğü olmaz. Özgünlüğünü kullanamayan insan bana göre yarımdır. Hatta o kendisi değil görüntüdeki resimde kendisi yoktur.
Var olan insan, Tanrı'nın kendisine tanıdığı ayrıcalıkları sonuna kadar kullanmalı, o ayrıcalıklı değerlerden bir eser yaratmalı, o kendisi olmalı ve de Tanrı'ya borcunu böylece ödemeli değil mi?       
Yorumlar (0)
açık
Namaz Vakti 27 Şubat 2020
İmsak 05:39
Güneş 06:59
Öğle 12:50
İkindi 15:59
Akşam 18:31
Yatsı 19:46
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Başakşehir 23 46
2. Trabzonspor 22 45
3. Galatasaray 23 45
4. Sivasspor 23 45
5. Alanyaspor 23 39
6. Fenerbahçe 23 38
7. Beşiktaş 23 37
8. Göztepe 22 34
9. Gaziantep FK 23 31
10. Gençlerbirliği 23 27
11. Antalyaspor 23 25
12. Malatyaspor 22 24
13. Denizlispor 23 24
14. Çaykur Rizespor 22 24
15. Konyaspor 23 21
16. Ankaragücü 23 20
17. Kasımpaşa 23 19
18. Kayserispor 23 16
Takımlar O P
1. Hatayspor 24 48
2. Erzurum BB 24 42
3. Adana Demirspor 24 40
4. Bursaspor 23 39
5. Fatih Karagümrük 24 37
6. Akhisar Bld.Spor 24 35
7. Ümraniye 24 35
8. Altay 23 34
9. Keçiörengücü 23 32
10. Menemen Belediyespor 24 32
11. Balıkesirspor 23 31
12. Giresunspor 23 28
13. İstanbulspor 22 27
14. Altınordu 24 27
15. Osmanlıspor 24 21
16. Adanaspor 24 18
17. Boluspor 23 17
18. Eskişehirspor 24 16
Takımlar O P
1. Liverpool 27 79
2. Man City 27 57
3. Leicester City 27 50
4. Chelsea 27 44
5. M. United 27 41
6. Tottenham 27 40
7. Sheffield United 27 40
8. Wolverhampton 27 39
9. Arsenal 27 37
10. Burnley 27 37
11. Everton 27 36
12. Southampton 27 34
13. Crystal Palace 27 33
14. Newcastle 27 31
15. Brighton 27 28
16. Bournemouth 27 26
17. Aston Villa 27 25
18. West Ham 27 24
19. Watford 27 24
20. Norwich City 27 18
Takımlar O P
1. Barcelona 25 55
2. Real Madrid 25 53
3. Atletico Madrid 25 43
4. Sevilla 25 43
5. Getafe 25 42
6. Real Sociedad 24 40
7. Villarreal 25 38
8. Valencia 25 38
9. Granada 25 36
10. Levante 25 32
11. Athletic Bilbao 25 31
12. Osasuna 25 31
13. Real Betis 25 30
14. Deportivo Alaves 25 30
15. Real Valladolid 25 29
16. Eibar 24 24
17. Celta de Vigo 25 24
18. Mallorca 25 22
19. Leganés 25 19
20. Espanyol 25 19