17.11.2019, 16:49

Liyakat

Günümüz dünyasında, işlerin yolunda gitmemesinden hep şikâyet eder dururuz!

Hayatın içinde veya işin bitmesi ve çözümü hakkında liyakatli kişiler karşımıza çıkıyor mu?

İşlerin çözüm noktasında; kurumlarda ve hayatın her karesinde liyakatli kişilere ihtiyacımız vardır.

Toplumda en çok şikâyet edilen konulardan biri, insanların bulunduğu konumda işini iyi yapmaması veya işini sevmemesidir.

PEKİ, LİYAKATLİ KİŞİLER NEDEN GEREKLİ?

Tarihin derinliğinden bu güne gelinceye dek bu ”LİYAKAT” meselesi karşımıza derin bir yara olarak çıkıyor. Tarafçılık, kayırmacılık dahası hak edeni, layık olanı, ehliyet sahibi kişilerin engellenmesi ve liyakat’te layık olmak, yaraşmak görevi hakkıyla ifade etmek etik kuralların başında gelmektedir.

Liyakat sahibi olmayan kişiler kamu kurumları ve kuruluşlarında adaletsizliğe yol açabilir ve bu durumda halkın güvensizliğine sebep olabilir. Adalet duygusu gerek aile hayatında gerek sosyal hayatta bizimle beraber olan veya zaman, zaman ihtiyaç duyduğumuz bir kavramdır.

Bir satıcının terazisindeki ölçü, satıcı ve alıcı açısından nasıl önemli ise adalet duygusu da hayatın her karesinde korunması gereken bir ölçüdür, dengedir. Bütün mesele bu dengeyi muhafaza etmemizdir.

Yine, layık olmadan, o yolda çaba sarf etmeden bir yere ulaşmak işin kolaycı yönüdür. Toplumsal ahlak anlayışına da uymaz, uymadığı gibi de çalışmayan üretmeyen tembel bir topluma dönüşürüz.

“Mal cimrilerde, silah korkaklarda, karar verme yetkisi zayıflarda olursa işler bozulur”. Diye söyler Hz Ebubekir

Akraba, eş dost ve çevresini kollayan kayırmacı kültürü çoğaltan zihniyetler, toplumda güvensizliğe yol açabilirler. Halkın yüreğinde güvenin ve adaletin yeniden tazelenmesi ve kamu yönetiminde etik kuralların yerine oturmasında, en önemli etkenlerden biri olan liyakat konusunu bir kez daha gözden geçirmek lazım

Bunun içindir ki, bu memleketin misyonu olan adamlara ihtiyacı var, çünkü işler bu adamlarla yürür.

Adam yok demiyorum, adam gibi adamlar değer gördüğü sürece meydana çıkarlar. Bütün mesele bu adamların varlığına inanmak ve onlara itibar etmek, yani onları kabullenmek olgunluğunu ve gelişmişliğini gösterebilmektir!

Şahsi hesaplar, zaaflar ve siyaset filtresindeki tıkanıklıklar, bu memleketteki gelişimi engelliyor.

W.Shakspeare şöyle diyor;”Liyakat olmadan kazanılan, müstahak olmadan kaybedilir.”

Gerek kurumlarda, gerekse hayatın içinde görev alan “LİYAKATLİ” kişilerin olması önem arz ediyor.

Truman’ın bir cümlesiyle bitirelim; ”Tilki kümesi iyi tanıyor diye, bekçi yapılır mı?

17.11.2019-Hoşça kalın!

Yorumlar (5)
Mdoğan yılmaz 3 ay önce
Hocam yalçın Özalp bey şu an huzurevinde.liyakatlı bir kişi olarak sahip çıkılsa onun ismi bir mahalle cadde
Bulvar olarak anılsa iyi olmaz mı.kurtuluşun yaklaştığı şu günlerde onunla bir röportaj yapmanız mümkün mü?saygılar
Mehmet bozkurt 4 ay önce
Hocam onikisubat milli eğitim ilçesi gelecek nesilleri şimdiden torpil liyakatsizlik şeklinde eğitiyor ücretli öğretmenlik atamalarında daha o kadar öğretmenin hakkı yendi hiç hak etmeyenler kutsal mesleği yaparken gerçekten bu işte hakkı olan ise yapamıyor ve bu insanlarda çocuklarımıza ders veriyor bu nasıl bir çelişkidir neden kimse eğitimin üstüne düşmüyor bu yapılan adaletsizliklere boyun bükmek zorunda kaliyor
İsmet akkök 4 ay önce
Tüm eğitim camiasında ders olarak anlatılacak bir metin hazırlamıştım. Umarım bu yazı tüm gençlerimizin eline geçer ve toplumumuz için yol gösteren bir kılavuz olur.
Mehmet Korkmaz 3 ay önce
Birde şu KSÜ rektorunun liyakatsizligini yazsanız Mustafa bey.
Ali karakurt 3 ay önce
Carsi mahalle bekciliginde 2019/1 akrabalarini bekci yapan yigenlerini bekci yapanlar devran biŕgun döner hakeden hakettiğini alır.