Kahramanmaraş Basınının Kategorize Edilmesine Bir Tepki Daha

Kahramanmaraş'ın en köklü gazetecilerinden Mustafa Nuri Şirin, Gazeteci Cemiyetleri ile Büyükşehir, Onikişubat ve Dulkadiroğlu belediyelerinin ilan vermek için basını kategorize etmesine sert tepki gösterdi ve bu durum için abesle iştigal dedi.

Kahramanmaraş Basınının Kategorize Edilmesine Bir Tepki Daha

Kahramanmaraş'ın en köklü gazetecilerinden Mustafa Nuri Şirin, Gazeteci Cemiyetleri ile Büyükşehir, Onikişubat ve Dulkadiroğlu belediyelerinin ilan vermek için basını kategorize etmesine sert tepki gösterdi ve bu durum için abesle iştigal dedi.

MUSTAFA NURİ ŞİRİN'İN "EDEAJANS YAYIN KURULU" ADIYLA YAZDIĞI YAZIYI YORUMSUZ OLARAK YAYINLIYORUZ!

LÜTFEN BASINI KATEGORİZE ETME VE LİSTE İŞİNİ KAPATALIM ARTIK...

Kahramanmaraş basını, tarihinin en zor ve karanlık günlerini yaşıyor. Hiçbir dönemde Kahramanmaraş basını bu kadar itibar kaybına ve dejenerasyona uğratılmamıştı.

Güya bu işten geçim sağlayanların bir listesini çıkartarak bir standart sağlama adına iyi niyetli olarak AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal'ın talimatı ile aylar önce başlatılan çalışmalar bugün gelinen noktada iyice çığırından çıktı.

Söz konusu toplantılara AK Parti İl Başkanlığı adına Tanıtım ve Medyadan sorumlu il başkan yardımcısı başkanlık etti. Büyükşehir, Onikişubat ve Dulkadiroğlu Basın Yayın Müdürleri ile il merkezinde faaliyet gösteren 4 basın cemiyetinin başkanları toplantılara katıldı.

Sadece maliye kaydının kıdemine göre internet medyası A, B ve C gruplarına ayrıldı. Hem de bunlara bir fiyat biçildi. (Bürodan çıkmayıp copy-paste yapanlar ile sahadan ayrılmayarak ter dökenler her ne hikmetse aynı kefeye konuldu.)

Üstüne üstlük Anayasa suçu işlenerek (liste dışı bırakılma yani ekonomik ambargo tehdidi ile) gazetecilerin herhangi bir cemiyete üye olmaları dayatıldı. Gazeteciler adeta birbirine düşürüldü. (Kin, nefret ve fitne tohumları ekildi.) Sonuçta ortaya ucube bir liste ve tarife çıktı.

Türkiye'de ve dünyada bir ilk olarak Kahramanmaraş basını adeta kobay olarak kullanılmış oldu. (Güya sözüm ona herhangi bir belediye aleyhinde haber yapanlara ilan ve reklam verilmeyecekmiş. Bir anlamda ekonomik sansür.)

İşin ilginç tarafı toplantılara toplamda 8 isim katılmasına rağmen ortaya konulan bildirgeye sadece cemiyet başkanları imza attı. Bunun nedeni AK Parti ile diğer müdürlere sorulduğunda ise; "Bizimle ne ilgisi var kardeşim, cemiyetler kendi arasında toplanıp karar almışlar" deniliyor. Peh peh peh. Toplumu bilgilendiren, onlara haber akışı sağlayan basın aptal ya. (Ha bu arada basının içinde de ne kadar çok kategorize olma heveslisi varmış ya neyse, o da ayrı bir konu.)

Aslında belediyeler ile basın arasında bir sıkıntı yoktu. Ta ki Hayrettin Güngör başkan olana kadar. Her ne hikmetse (aldığı talimat gereği) sadece görsel yayın organı ile çalışmayı yeğleyen Sayın başkan, diğer basına uzak kalmayı tercih etti. Kendi takdiridir, saygı duyarız. (Ancak basını kale almayan sayın başkan en küçük eleştiriye ise tahammül gösteremiyor ne yazık ki. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu.)

Ama harcadığı para kamunun olunca bize de söz söylemek düşüyor. Bir basın kuruluşuna milyarları vereceksin, diğerlerine ise delikli kuruş yok. Buna hakkınız yok sayın başkan. Siz her ne kadar belediyeciliğin kitabını yazmış olsanız da; naçizane bizce de birine var, diğerlerine 'yok' olmaz sayın başkan. Herkese verilecek diye de bir kural yok. İnsanlar sizi takip edecek, mesai harcayacak, haber yapacak, katkıya gelince de 'yok' diyeceksiniz. Diğerine neden var o zaman? Hani adalet. Var mı böyle bir dünya. İşinize gelenlerle çalışırsınız, işinize gelmeyenlerle çalışmazsınız olur biter. Bu kadar basit.

Önceki gece birbirinden kıymetli nezih isimlerin olduğu bir ortamda Genel Koordinatörümüzle yüz yüze görüşme imkanı oluşan Sayın Güngör, liste hakkında herhangi bir dahlinin olmadığını, listenin kendisini bağlamayacağını ve sadece ilin tanıtımı noktasında ortaya konulacak ve onay verecekleri projelere destekte bulunacaklarını söyledi. Söz konusu listenin kendisi için hazırlandığı söylendiğinde de, böyle bir talebinin olmadığını belirtti. (Yani o kadar çalışmalar boşa yapılmış oldu.)

Böylece; gazeteciler arasında görüş ayrılıklarına ve çatlaklara yol açan, Anayasa'ya aykırı, hukuki dayanaklardan ve gerçeklikten uzak ucube liste ve komisyon toplantılarına artık bir son verilmesi gerektiği çağrısında bulunuyoruz.

Nasıl ki siyasi partilerin ve başkanların değerlendirmesini sandıkta Millet yapıyorsa gazetecilerin takdirini de sadece ve sadece okuyucuları ile kamuoyu yapabilir. Biz, siyasetçilerin ve başkanların maaşları ile kendilerinin ve istedikleri yetkililerin alacakları 'huzur' haklarını belirleme yetkisine haiz değilsek onlar da biz gazetecilerin ilan ve reklam tarifelerini belirleme yetkisine sahip değillerdir.

Daha fazla dejenerasyona, itibar kaybına uğramadan ve ileride telafisi mümkün olmayan hatalara sebebiyet vermemek için lütfen bu işlerden vazgeçin. Bırakın sahada olan, gündem belirleyen ve kendini kabul ettiren basın yayın organları ile isteyen istediği ve anlaştığı gibi çalışmaya devam etsin. Serbest piyasa sisteminin kuralı da budur zaten.

Son söz; darbe dönemlerinde dahi yapılamayanı yapmaya çalışmak abesle iştigaldir. Dost acı söyler ama doğruyu söyler.

Selam ve saygılarla...

EDEAJANS YAYIN KURULU

Güncelleme Tarihi: 04 Kasım 2019, 13:32
YORUM EKLE
YORUMLAR
Burak
Burak - 2 hafta Önce

Bu yaşanan olayların hiç biri Mahir Ünal'dan habersiz ve bağımsız değil, tamamen Mahir beyin bilgisi ve tavsiyeleri ile gerçekleşmekte, Mahir beyden habersiz ve izinsiz hiç kimse hiç bir şey yapamaz, teşekkürler Mahir bey sayende Kahramanmaraş Akparti ve belediyeler oyuncağa döndü.

hakan
hakan @Burak - 2 hafta Önce

burak kardeşim 10 numara yorum yazmışsın ayakta alkışladım

aksakallı akif
aksakallı akif - 2 hafta Önce

-Her yıl maraşta 20000 cocuk dünya'ya geliyor , 20 yıl sonra bu cocukların geleceğini düşünen ,işsizlik sorununu önlemeye calısmak için çalışan bir siyasetçi varmı ?
-Üretmeden ,istihdamı nasıl arttırıp enflasyonla mücadele edebilirsiniz? Holdinglere, özel sektöre güvenerek mi ?
-Özelleştirmeler ,IMF 'nin rahmetli özal'dan bugüne kadar hastayı masada bırakmak için uygulatmaya calıstıgı yanlıs tedaviydi ,devletin sırtında kambur dedikleri Kit 'ler enflasyonun el frenleridir,
demem o ki hala vakit varken bu yanlış tedaviden dönülmelidir siyasetciler,gazeteciler,akademisyenler,yazarlar konussun çünkü vakitleri bol onların,onlara malzeme lazım

SIRADAKİ HABER

banner122