İyi Partili Ağdur'dan Cinsel İstismar Açıklaması

İYİ Parti Onikişubat İlçe Başkanı Devlet Ağdur, toplumda büyük kaygılar yaratan, cinsel istismar olaylarının artması ile ilgili yaptığı açıklamasında, bir an önce en ağır cezanın yasalaştırılması gerektiğini söyledi ve mücadele için sadece cezaların yetmeyeceğini, ilgili kurumların da ivedi bir şekilde harekete geçmesi için çağrıda bulundu.

İyi Partili Ağdur'dan Cinsel İstismar Açıklaması
banner208

İYİ Parti Onikişubat İlçe Başkanı Devlet Ağdur, toplumda büyük kaygılar yaratan, cinsel istismar olaylarının artması ile ilgili yaptığı açıklamasında, bir an önce en ağır cezanın yasalaştırılması gerektiğini söyledi ve mücadele için sadece cezaların yetmeyeceğini, ilgili kurumların da ivedi bir şekilde harekete geçmesi için çağrıda bulundu.  

BİREYSEL VE TOPLUMSAL ÇÖKÜŞE SEBEP OLAN BİR SAPKINLIK 

Cinsel istismarın, bireysel ve toplumsal çöküşe sebep olan bir sapkınlık olduğunu söyleyen İYİ Parti Onikişubat İlçe Başkanı Devlet Ağdur, önce suçun nedenlerinin araştırılmasının önemine vurgu yaparak; “Toplumları, sapkınlığa iten sebepler ortaya konmadan ve belirlenen soruna çözüm yollarını tespit edip uygulamadan meseleye somut bir yaklaşım sergilenemez” dedi. 

Pedofilinin, bir cinsel sapkınlık olarak toplumları tehdit eder boyuta ulaştığına dikkat çeken Ağdur: açıklamasını şu şekilde sürdürdü: “Dünyanın pek çok yerinde ciddi bir sorun olarak karşımıza çıkan pedofili ise sapkınlığın vardığı en korkunç seviyedir. Bunun için olsa gerek ki, bazı ülkelerde en ağır cezalar uygulanmaktadır. Mesela Çek Cumhuriyetinde testisleri çıkarılırken, Amerika’nın bazı eyaletlerinde idam cezası verilmektedir. 

Cinsiyet ayrımı gözetmeksizin, derin travmalara sebep olan ve zanlının geçmişine ait derin travmalar sonucunda çıkma ihtimali yüksek bulunan pedofili, bir cinsel sapkınlık olarak toplumları tehdit eder boyuta ulaşmıştır. 

Meseleyi bilimsel olarak değerlendirenlerin verilerine bakıldığında bu sapkın tutumu sergileyenlerin belli bir cinsiyette ve belli bir cinse yönelik olmadığı görülmektedir. Sapkınlığa yönelik değişik sebeplerden bahsedilmektedir. Elbette, böylesi bir sapkınlığın bilimsel incelemesi yapılmakta ve detaylı bilgilendirme çalışmaları sergilenmektedir. 

Ancak sosyolojik olarak, toplumlardaki çocuğa yönelik sapkınlığın artış göstermesi daha iyi tahlil edilmelidir. 

Her geçen kuşağın  “Bizden önce bu tür sapkınlıklar olmazdı” serzenişi, durumu biraz daha netleştiren bir yaklaşımdır. 

Tarihin bazı dönemlerinde toplumlarda görülen – Lut kavmi örneği gibi- utanç vesilesi hadiseler yaşanmıştır. 

Vurgulanmak istenen, belirtilen fahiş durumun, söylem itibarı ile inançlı olduğu belirtilen topluluklarda artış gösteriyor olmasıdır. 

Bu, elbette inançlı insanlara ait bir sapkınlık değil, tam tersi inanç değerlerini de kullanarak sapkınlığını gizlemeye gayret edenlerin de varlığına ait bir değerlendirmedir. 

İnsanların, teknolojiyle haşir neşir olurken; onu insanlığın faydasına değil de zararına kullanması başlıca bir etkileşim olarak göze çarpan ayrıntılardandır. 

 Televizyon programları başta olmak üzere, bazı gazete ve dergilerin de insani ve ahlaki çizgiyle örtüşmeyen yayın politikaları bir tehdit unsuru olarak durmaktadır. Özellikle internet kullanımının amacının dışına taşması toplumsal ahlakı zedeleyen unsurların başında gelmiştir. 

Problem oldukça ciddidir. Çözümü de aynı ciddiyetle ele alınmalıdır. Burada en büyük görev Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı’na düşmektedir. Aynı zamanda Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da konu ile ilgili somut çalışmalar geliştirmesi gerekmektedir. 

Yıllardır, izlenen yanlış eğitim politikaları, yayın politikaları, ele alınan öncelikler; meselenin kangrene doğru gitmesine sebep olmuştur. Geç kalmadan atılması gereken adımlar ciddi bir şekilde ele alınmalıdır. 

Mesele herkes öğretmen olamamalı, herkes din görevlisi olamamalı. Bu iki alanda görevlendirmeler daha titiz bir değerlendirmeye tabi tutulmalıdır. 

Yine Milli Eğitim Bakanlığı; okullar ve Halk Eğitim Merkezleri aracılığı ile yetişkinlere, ailelere, velilere bu konuda yeterli bilgilendirme çalışmaları yapmalıdır. 

Diyanet İşleri başkanlığı, hutbelerinde, vaazlarında, sohbetlerinde aydınlatıcı bilgiler vermelidir. 

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı hazırladığı projelerle, hem meselenin vahametini hem de ailelere, pedofiliye maruz kalan çocuklara, toplumun bütün kesimlere ulaşmalıdır. 

Türkiye Büyük Millet Meclisi de uygulanabilecek en ağır cezayı yasalaştırmalı, mahkemeler de uygulamalıdır. 

Bu, insanlığın utanç vesilesi sapkınlığa hiçbir çocuğumuz kurban edilmemelidir. Hem fiziksel, hem psikolojik, hem de sosyal açıdan bireyi ve toplumu çöküntüye götürmesi engellenmelidir.” 

Güncelleme Tarihi: 24 Şubat 2018, 11:31
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner235

banner122

banner124

banner227

banner224

banner154

banner191

banner126