Napolyon'a atfedilen bu söz neden seçimlerde bu denli gündeme gelir? Çünkü onsuz seçimlerde adaylık neredeyse imkânsız da ondan. Seçimde adaylık planı yapanlar planının birinci maddesine “para” diye yazarlar. Evet, seçim planlarının birinci maddesi “para”dır. Parayı bulan ikinci maddeye geçer. Parayı bulamayan siyaset planını uygulamaya geçiremez, ama hayaliyle yaşar gider. Hayal kurmak da “parayla” değil ya! Lafı uzatmayayım. Söylemek istediğim şu: Siyasette aday olmak için para faktörü bizim Ülkemizde çok çok önemlidir. Hemen belirteyim ki “seçim ve para” ikilisinin bu kadar birbiriyle iç içe olması normal değil. Siyasette para bu kadar etkin bir durumda olmamalı. Siyasetin bu kadar fazla paraya dayanması hiç doğru değil. Bu duruma akl-ı selim sahibi herkes gibi ben de itiraz ediyorum. Çünkü siyasetteki bu para faktörü beraberinde “bir kısır döngü” getirmektedir. Evet, siyasette bir kısır döngüdür gidiyor. Bu kısır döngü: "Siyaset yapmak için para gerek. Para bulmak için siyaset gerek” şeklinde özetlenebilir. Bir aday seçimlerde, ya kendi cebinden ya da bulduğu bir destekçinin cebinden para harcar. Seçim sonrasında harcadığı paranın ve sağladığı desteğin karşılığını çıkarmak için plan yapar. Daha açıkçası parayı kimden aldıysa ona hizmet etmek için çırpınmak zorundadır. İş adamından para aldıysa onun politikalarına hizmet etmek durumunda kalacaktır. Müteahhitten destek aldıysa ona iş bulmak, ihale sağlamak durumunda kalacaktır. Seçimleri kazanmak için rantiyecilerden destek aldıysa onların politikalarına (parasalcı, rantiyeci politikalara) hizmet edecektir. Seçimler için destek aldığı kişilere ve gruplara hizmet etmezse gelecek seçimlerde ihtiyacı olan parayı bulamayacaktır. Bu kısır döngü böyle sürüp gider. Seçimlerde para faktörü yalnızca bugüne ait bir sorun da değildir. Seçimlerde para faktörü çoktandır önem taşıyan bir sorundur. Özellikle medyanın ve iletişim vasıtalarının geliştiği günümüzde bu faktör daha çok önem taşır oldu. Seçimlerde aday olan kişi “hamama giren terler” misali para musluklarını açmadan medya tarafından tanıtıma değer bulunmuyor. (Basın ve medya da paraya ihtiyaç duyuyor. Onlar da haklı diyenler olabilir. Bunu ayrıca tartışmak gerek) Boyalı basın, cilalı medya parayı aldı mı, adayı pembeye boyamaya başlıyor, cilalıyor da cilalıyor. Bir de artık vatandaşlarımız tarafından “seçim yılı geçim yılı” şeklinde algılanmaya başlanır oldu. İdealmiş, fikirmiş, hizmetmiş, kimse artık bu lafları dinlemiyor. Adaya “paran var mı paran” diye soruyor. Şimdi bu durumu tüm Ülkemiz için yüzde yüz derecesinde teşmil etmek istemem. Her siyasetçi paraya bu kadar fazla ihtiyaç duyuyor diyemem. Belki de para faktörüne bu kadar bağlı olmadan siyaseti gerçekleştirenler de vardır. Bu durum yüzde kaç oranında geçerlidir? Bilinmez! Bu oran bilinmez ama siyasette para faktörünün önemi ve yukarıdaki bu kısır döngünün varlığı bir vakıadır. Bu kısır döngünün farkına varan her tefekkür adamının zihnini şu soru meşgul eder. “Bu kısır döngü acaba nasıl kırılabilir? Siyaseti düşünenler şu maksat ve şu tarz içerisinde olurlarsa bu kısır döngü kırılabilir. Siyaset hak ve halk için yapılmalıdır. Siyaset para ve makam-mevki için yapılmamalıdır. Bu doğrultuda düşünen bir insan kendisini hırstan arındırır. Kendisini hırstan arındıran kişi de “siyaset için para, para için siyaset” kısır döngüsüne düşmez. Siyasetçi dünü, bugünü ve geleceği aynı potada eritecek bir vizyona ve manevi değerleri öne çıkartan bir anlayışa sahip olmalıdır. Siyasetçi halka örnek ve önder konumunda olduğunun bilincinde ahlak ve erdemi ön plana alan anlayışta olmalıdır. Bu anlayıştaki kişiler de “siyaset için para, para için siyaset” kısır döngüsüne düşmez. Yazımın başlığında siyaset için para mı, para için siyaset mi sorusunu sordum. Yazımın sonunda bunun cevabı açığa çıkmıştır. Bu açığa çıkan sonucu bir kez daha belirtmek gerekirse, “her ikisi de yanlış. Çünkü bu bir kısır döngüdür. Tek doğru: Hak ve halk için dürüst ve erdemli siyasettir, vesselam.”