Yazarımız Halit Yılmaz "Kahramanmaraş’ın yeniden yapılanma sürecinde yalnızca betonun değil, sosyal hayatın da yükselmesi gerekiyor." dedi.

Kahramanmaraş bugün yeniden ayağa kalkmaya çalışan büyük bir şehir.

Her köşesinde bir çalışma, bir şantiye, bir değişim ve bir bekleyiş var.

6 Şubat depremlerinin üzerinden üç yılı aşkın bir süre geçti. Acımız ilk günkü kadar taze olmasa da kaybettiklerimizin yeri hâlâ boş, yaşadıklarımızın izi hâlâ hafızamızda.

Bu şehir büyük bir felaket yaşadı.

Binalarımız yıkıldı.

Çarşılarımız dağıldı.

Mahallelerimiz değişti.

Binlerce insanımız doğduğu, büyüdüğü ve hatıralarını biriktirdiği yerlerden ayrılmak zorunda kaldı.

Şimdi önümüzde çok önemli bir sorumluluk var:

Kahramanmaraş’ı yeniden kurmak.

Ancak burada kendimize dürüstçe sormamız gereken bir soru bulunuyor:

Biz Kahramanmaraş’ı gerçekten yeniden mi kuruyoruz, yoksa yalnızca yeni binalar mı yapıyoruz?

Çünkü şehir kurmakla bina yapmak aynı şey değildir.

Bina insanı barındırır.

Şehir ise insana kimlik, güven, huzur ve aidiyet kazandırır.

Kahramanmaraş’ta hiçbir şey yapılmadığını söylemek haksızlık olur.

Konutlar yapıldı, yeni sağlık tesisleri açıldı, altyapı çalışmaları başlatıldı, yollar ve yeni yerleşim alanları oluşturuldu.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının 17 Kasım 2025 tarihli açıklamasına göre Kahramanmaraş’ta konut, iş yeri ve köy evi olmak üzere 51 bin 875 bağımsız bölüm inşa edildi. Bu rakam, yürütülen çalışmaların büyüklüğünü göstermektedir.

Yapılan her hizmet elbette kıymetlidir.

Emeği geçen herkese teşekkür etmek gerekir.

Fakat yapılanları takdir etmek, eksikleri konuşmamıza engel değildir.

Çünkü eleştirmek yapılanı inkâr etmek değildir.

Eleştirmek; yapılan işin daha doğru, daha hızlı ve daha faydalı hâle gelmesini istemektir.

Bugün yeni yerleşim alanlarında yalnızca konut yapmak yeterli değildir.

Bu bölgelerin okulu, sağlık merkezi, toplu taşıması, parkı, alışveriş alanı, ibadethanesi ve sosyal hayatı da konutlarla birlikte planlanmalıdır.

İnsanlara anahtar teslim etmek önemlidir.

Fakat anahtarı verilen evin çevresinde hayat kurulamıyorsa orada henüz gerçek anlamda bir mahalle oluşmamış demektir.

Mahalle, yan yana sıralanmış binalardan değil; birbiriyle bağ kurabilen insanlardan meydana gelir.

Kahramanmaraş’ın yeniden yapılanma sürecinde yalnızca betonun değil, sosyal hayatın da yükselmesi gerekiyor.

Çocukların güvenle oynayabileceği alanlara, gençlerin vakit geçirebileceği merkezlere, kadınların sosyal hayata katılabileceği imkânlara ve yaşlıların kolaylıkla ulaşabileceği hizmetlere ihtiyaç var.

Şehrimizin bir diğer önemli meselesi altyapıdır.

Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, şehir merkezinin altyapısının önemli bir bölümünü yenilemeyi hedefleyen geniş kapsamlı çalışmalar yürütüyor. İçme suyu, kanalizasyon ve yağmur suyu hatlarının yenilenmesi, şehrin geleceği açısından gerekli ve değerlidir.

Ancak altyapı çalışmalarında vatandaşın hayatını mümkün olan en az seviyede etkileyecek bir koordinasyon sağlanmalıdır.

Bir yol yapıldıktan kısa süre sonra başka bir çalışma nedeniyle yeniden kazılıyorsa vatandaş doğal olarak bunun nedenini sorar.

Aynı bölgede farklı kurumların çalışmaları varsa bunların ortak bir takvimle yürütülmesi gerekir.

Kazı yapılacaksa başlangıç tarihi kadar bitiş tarihi de bilinmelidir.

Yol kapatılacaksa alternatif güzergâh önceden açıklanmalıdır.

Çalışma tamamlandıysa asfalt ve çevre düzenlemesi uzun süre bekletilmemelidir.

Vatandaş yatırım yapılmasına karşı değildir.

Vatandaş belirsizlikten yorulmaktadır.

Bu şehirde insanlar artık “Ne zaman bitecek?” diye sormamalı; cevabını çalışmaya başlanmadan önce bilmelidir.

Bunun için mahalle mahalle ilerleyen bir proje takip sistemi kurulabilir.

Hangi sokakta çalışma yapıldığı, projenin ne kadarının tamamlandığı, yolun ne zaman açılacağı ve sorumlu kurumun hangisi olduğu herkes tarafından görülebilmelidir.

Şeffaflık yalnızca eleştirileri azaltmaz; yönetime duyulan güveni de artırır.

Ulaşım ve trafik de Kahramanmaraş’ın öncelikli meseleleri arasındadır.

Büyükşehir Belediyesinin 2025–2029 Stratejik Planı’nda toplu taşıma ağının geliştirilmesi, trafik akışının iyileştirilmesi ve yaya güvenliğinin artırılması hedef olarak yer almaktadır. Bu hedeflerin belirlenmesi önemlidir; asıl beklenti bunların vatandaşın günlük hayatında hissedilmesidir

Şehir büyüdükçe yeni yollar açmak elbette gereklidir.

Fakat trafik sorunu yalnızca daha fazla yol açarak çözülemez.

İnsanları özel araç kullanmaya mecbur bırakmayan, zamanında çalışan ve şehrin tamamına ulaşan güçlü bir toplu taşıma sistemi kurulmalıdır.

Yeni yerleşim alanlarına göre otobüs güzergâhları güncellenmelidir.

Hastanelere, üniversiteye, sanayi bölgelerine ve şehir merkezine ulaşım kolaylaştırılmalıdır.

Özellikle sabah ve akşam saatlerinde sefer sıklıkları vatandaşın ihtiyacına göre belirlenmelidir.

Kaldırımlar, yaya geçitleri ve engelli erişim alanları yalnızca projelerde görünmek için değil, insanlar gerçekten kullanabilsin diye yapılmalıdır.

Bir şehir, yalnızca araçların rahat hareket ettiği değil; çocukların, yaşlıların ve engelli vatandaşların da güvenle dolaşabildiği zaman yaşanabilir olur.

Sağlık hizmetleri de şehrimiz açısından ayrı bir öneme sahiptir.

400 yataklı Kahramanmaraş Devlet Hastanesinin 2025 yılında hizmete açılması önemli bir kazanımdır. Sağlık Bakanlığı, devam eden yatırımlar tamamlandığında şehirdeki yatak kapasitesinin 2 binden 2 bin 630’a çıkacağını açıklamıştır. "Sağlık Bakanlığı açıklaması" Ancak sağlık hizmetini yalnızca bina ve yatak sayısıyla değerlendiremeyiz.

Hastane binası kadar o binada görev yapacak doktor, hemşire, tekniker, teknisyen ve diğer sağlık çalışanlarının sayısı da önemlidir.

Tıbbi cihazların bulunması kadar bu cihazları kullanacak eğitimli personelin bulunması da gereklidir.

Yeni sağlık tesislerinin inşaatıyla birlikte personel ve cihaz planlaması da yapılmalıdır.

Devam eden sağlık yatırımlarının hangi aşamada olduğu, ne zaman tamamlanacağı ve hizmete hangi kapasiteyle başlayacağı düzenli olarak kamuoyuna açıklanmalıdır.

Branşlara göre randevu bekleme süreleri, personel ihtiyacı ve hizmet kapasitesi şeffaf biçimde takip edilmelidir.

En önemlisi de sağlık çalışanlarının görüşleri dinlenmelidir.

Çünkü bir kurumun gerçek sorunlarını çoğu zaman o kurumun içinde, işin yükünü doğrudan taşıyan insanlar bilir.

Sağlık çalışanlarının sesini dinlemeden sağlık hizmetini yönetmek, hastayı görmeden reçete yazmaya benzer.

Kahramanmaraş’ın yeniden yapılanmasında liyakat de vazgeçilmez bir ölçü olmalıdır.

Görevlendirmelerde hangi eğitim, deneyim ve performans ölçütlerinin esas alındığı açıkça ortaya konulmalıdır.

Çünkü ölçütlerin bilinmediği yerde, doğru yapılan bir görevlendirme bile toplumda soru işaretlerine neden olabilir.

Şehrimizin yetişmiş, tecrübeli ve dürüst insanları vardır.

Mesele, bu insanların dünya görüşüne, çevresine veya yakınlığına bakmadan bilgi ve becerilerinden yararlanabilmektir.

Kurumların yöneticileri çevrelerinde yalnızca “Her şey yolunda.” diyen insanları değil, gerektiğinde eksikleri söyleyebilen çalışanları da dinlemelidir.

Eleştiren her insan düşman değildir.

Bazen doğru zamanda yapılan samimi bir eleştiri, büyük bir yanlışın önüne geçebilir.

Bir yöneticinin gücü, çevresindeki insanların sürekli kendisini alkışlamasıyla değil; farklı görüşleri dinleyebilmesiyle anlaşılır.

Kahramanmaraş’ın bir başka meselesi de gençlerdir.

Bu şehir sanayisiyle, tarımıyla, üniversitesiyle, tarihiyle ve insan kaynağıyla büyük bir potansiyele sahiptir.

Fakat gençlerimize yalnızca kurs vermek veya sertifika dağıtmak yeterli değildir.

Verilen eğitimin sonunda kaç gencin işe yerleştiği, kaçının kendi işini kurduğu ve kaçının şehirde kalmayı tercih ettiği de takip edilmelidir.

Üniversite ile sanayi arasında göstermelik olmayan bir iş birliği kurulmalıdır.

Gençler daha öğrenciyken iş hayatıyla buluşturulmalı, stajların istihdama dönüşmesi sağlanmalıdır.

Teknoloji, yazılım, tasarım, tarım, gıda ve sağlık alanlarında genç girişimcilere gerçek destek verilmelidir.

Gençlerin sosyal ve kültürel ihtiyaçları da göz ardı edilmemelidir.

Çünkü bir genci şehirde tutan yalnızca maaş değildir.

Kendisini geliştirebildiği, düşüncesini özgürce söyleyebildiği ve geleceğini kurabileceğine inandığı bir ortamdır.

Eğer bir şehrin gençleri geleceklerini başka şehirlerde aramaya başlıyorsa o şehir yalnızca nüfusunu değil, yarınını da kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Kahramanmaraş’ın tarihî kimliği de yeniden yapılanmanın arasında kaybolmamalıdır.

Bu şehir yalnızca yeni binalardan ibaret değildir.

Kapalı Çarşısı, Bakırcılar Çarşısı, tarihî mahalleleri, konakları, camileri, edebiyatı, mutfağı ve insan ilişkileriyle Kahramanmaraş’tır.

Tarihî yapılar restore edilirken şehrin gerçek kimliği korunmalıdır.

Geçmişin izlerini tamamen silen, birbirine benzeyen yapılarla dolu bir şehir meydana getirilmemelidir.

Çünkü hafızasını kaybeden şehir, bir süre sonra kendisini diğer şehirlerden ayıran ruhunu da kaybeder.

Bütün bunların gerçekleştirilebilmesi için yöneticilerle vatandaşlar arasında güçlü bir iletişim kurulması gerekiyor.

Her büyük projenin bütçesi, başlangıç tarihi, hedeflenen bitiş tarihi ve ilerleme oranı kamuoyuyla paylaşılmalıdır.

Gecikme varsa nedeni açıklanmalıdır.

Bir hedef tamamlanmadığında bunun sorumluluğu belirsizliğin arkasına saklanmamalıdır.

Vatandaşın soru sorması yöneticiyi rahatsız etmemelidir.

Çünkü kamu hizmetinde soru sormak suçlama değil, vatandaşlık hakkıdır.

Kahramanmaraşlı artık yalnızca vaat duymak istemiyor.

Vaatlerin ne zaman ve nasıl gerçekleştirileceğini de bilmek istiyor.

Bu şehrin mazeret değil takvim, söz değil sonuç, yakınlık değil liyakat isteme hakkı vardır.

Kahramanmaraş’ı sevmek, yalnızca güzel taraflarını anlatmak değildir.

Bu şehrin eksiklerini görmek, yanlışlarını konuşmak ve daha iyisini istemek de memleket sevgisidir.

Yapılan her doğru işin yanında duralım.

Emeği geçenlere teşekkür edelim.

Ancak geciken, eksik kalan veya vatandaşın ihtiyacına cevap vermeyen uygulamaları konuşmaktan da çekinmeyelim.

Çünkü sorunları dile getirmek şehre zarar vermez.

Asıl zarar, sorunların konuşulamaz hâle gelmesidir.

Bugün yöneticilerimize ve kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:

Kahramanmaraş’ı gelecek nesillerin gurur duyacağı bir şehir olarak mı kuruyoruz, yoksa bugünün sorunlarını yeni binaların arasına mı saklıyoruz?

Bu şehir depremde çok ağır bir bedel ödedi.

Bundan sonra plansızlığın, koordinasyon eksikliğinin ve ihmalin bedelini ödememelidir.

Kahramanmaraş’ın betondan önce güvene, vaatlerden önce ölçülebilir sonuçlara, yakınlıktan önce liyakate ihtiyacı vardır.

Çünkü bir şehri ayağa kaldırmak yalnızca binaları yükseltmek değildir.

Asıl mesele, o şehirde yaşayan insanların başını yeniden umutla kaldırabilmesini sağlamaktır.