Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş yıllarında, kadınların eğitim ve çalışma hayatındaki yerini belirleyen en güçlü figürlerden biri olan Dr. Safiye Ali, 1894 yılında İstanbul'da başladığı yaşamını bir başarı destanına dönüştürdü. O dönemde Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisinde kadınların tıp fakültesine girmesi mümkün değilken, Safiye Ali pes etmek yerine rotasını Almanya’ya çevirdi.
Almanya'da Bir Türk Kızı: Würzburg’dan İstanbul’a
Balkan Savaşları'nın zorlu günlerinde yurt dışına giden Safiye Ali, Würzburg Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni birincilikle bitirdi. "Bebeklerde İç Pakimenenjit Kanaması" üzerine yazdığı teziyle doktor unvanını alan Ali, Haziran 1923'te Türkiye’ye dönerek mesleğini icra etmek için gereken resmi izni (icazetname) aldı. Bu, genç Cumhuriyet için sadece bir tıbbi başarı değil, aynı zamanda toplumsal bir devrimdi.
"Süt Damlası" ve Anne-Çocuk Sağlığı
Safiye Ali, meslek hayatını sadece muayenehanelerle sınırlamadı. Fransız Kızılhaçı tarafından kurulan ve daha sonra Çocuk Esirgeme Kurumu'na devredilen "Süt Damlası" bakımevinde yürüttüğü çalışmalarla, anne sütünden mahrum kalan çocuklara modern bakım imkanları sundu. O, sadece çocukları tedavi etmiyor, aynı zamanda annelere hijyen ve beslenme eğitimi vererek Türkiye'de koruyucu çocuk sağlığı hizmetlerinin temelini atıyordu.
Tıp Eğitiminde Bir İlk: Kadın Profesör
Dr. Safiye Ali, Türkiye'de tıp eğitimi veren ilk kadın olarak da tarihe geçti. Kızlara tıp dersleri vererek, kendisinden sonra gelecek olan yüzlerce kadın doktorun yolunu açtı. Aynı zamanda bir aktivist olan Ali, kadınların seçme ve seçilme hakkı mücadelesinde de en ön saflarda yer aldı.
Gelecek nesillere; "Kadınlar tıp yapamaz" denilen bir devirde, imkansızı başarmanın canlı kanıtı olarak miras kalan Dr. Safiye Ali, bugün hala sağlık çalışanları ve tıp öğrencileri için en büyük motivasyon kaynaklarından biri olmaya devam ediyor.



