Kahramanmaraş’ta 9 öğrenci ve 1 öğretmenin hayatını kaybettiği okul saldırısının ardından dört ortaokulun adının değiştirilmesi tartışma yarattı. Şehit öğrencilerimizin isimlerinin yaşatılmasına karşı olmadığını vurgulayan başyazarımız Ali ÇAM “Ayser Çalık ve Nuri Pakdil’in adlarının korunması gerektiğini savunuyoruz. Acıları yarıştırmadan, şehrin hafızasını silmeden de evlatlarımızın isimlerini yaşatmak mümkün.” dedi.
Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırısının acısı hâlâ yüreğimizde. Hayatının baharında aramızdan koparılan 9 öğrenci ve bir öğretmenimizin yokluğu, geride kalan ailelerin yüreğinde kapanmayacak bir yara açtı. Yaralanan öğrencilerimizin ve öğretmenimizin yaşadıkları da bu acının bir başka boyutu olarak hafızalarımızdaki yerini koruyor.
Böylesine büyük bir acının ardından hayatını kaybeden öğrencilerimizin isimlerinin okullarda yaşatılmak istenmesini elbette kıymetli buluyoruz. Onların adlarının yeni nesiller tarafından bilinmesi, hatıralarının yaşatılması ve unutulmamaları hepimizin ortak sorumluluğudur. Ancak burada önemli bir ayrım yapmak zorundayız: Bir öğrencimizin adını yaşatmak isterken başka bir değerin hatırasını silmek zorunda değiliz.
Kahramanmaraş’ta dört ortaokulun adının değiştirilmesiyle başlayan tartışmayı tam da bu açıdan değerlendirmek gerekiyor.
Ayser Çalık’ın Hatırası Neden Silinsin?
Saldırının yaşandığı Ayser Çalık Ortaokulu’nun adının Belinay Nur Boyraz Ortaokulu olarak değiştirilmesi, üzerinde yeniden düşünülmesi gereken bir karardır.
Çünkü bu okulun adı sıradan bir isimden ibaret değil. Okul, Ali Galip Çalık tarafından eşi Ayser Çalık’ın adına yaptırılmış ve devlete bağışlanmıştır. Bir hayırseverin eşinin hatırasını yaşatmak, eğitime katkı sunmak ve çocukların geleceğine hizmet etmek amacıyla ortaya koyduğu bu eser, aynı zamanda toplumsal hafızamızın bir parçasıdır.
Elbette Ayser Çalık isminin bugün yaşanan acı olayla birlikte anılması, toplumda derin bir üzüntü meydana getiriyor. Ancak bir okulda yaşanan saldırının acısını, o okula adını veren kişinin hatırasını ortadan kaldırarak hafifletebilir miyiz?
Ayser Çalık’ın bu saldırıyla hiçbir ilgisi yok. Onun adını taşıyan okulda yaşanan felaket, yıllar önce eğitime katkı sunmak amacıyla atılmış bir adımın anlamını ortadan kaldırmamalı.
Bir kötülüğün yaşandığı mekânın adını değiştirmek, yaşanan kötülüğü hafızalardan silmez. Fakat o mekâna adını veren bir insanın hatırasını ortadan kaldırmak, başka bir vefasızlığa dönüşebilir.
Burada yapılması gereken, Ayser Çalık’ın adını silmek değil; saldırıda hayatını kaybeden öğrencilerimizin isimlerini yaşatacak, toplumun vicdanını da rahatlatacak başka yollar bulmaktır.
Nuri Pakdil’in Adı Kahramanmaraş İçin Bir Değerdir
Üzerinde düşünülmesi gereken bir diğer karar ise Nur Pakdil Ortaokulu’nun adının değiştirilerek Şuranur Sevgi Kazıcı Ortaokulu yapılmasıdır.
Kahramanmaraş, edebiyatıyla, düşünce dünyasıyla ve yetiştirdiği önemli isimlerle öne çıkan bir şehir. Şehrimizin “Edebiyat Şehri” olarak anılmasında Nuri Pakdil’in de önemli bir yeri var. Pakdil, kamuoyunda “Yedi Güzel Adam” arasında anılan, düşünce ve edebiyat dünyamızda iz bırakmış isimlerden biri.
Böylesine önemli bir edebiyatçının adını taşıyan okulun ismini değiştirmek, yalnızca bir tabelayı değiştirmek değildir. Aynı zamanda şehrin kültürel hafızası ve edebiyat kimliği açısından da değerlendirilmesi gereken bir tercihtir.
Şuranur Sevgi Kazıcı’nın adını yaşatmak istemek ne kadar anlamlıysa Nuri Pakdil’in adını korumak da o kadar önemlidir. Birinin hatırasını yaşatmak için diğerinin hatırasından vazgeçmek zorunda değiliz.
Kahramanmaraş’ın acıları kadar değerleri de var. Bu şehir, hem evlatlarını yaşatmayı hem de kültürüne, edebiyatına ve geçmişine sahip çıkmayı başarabilecek bir şehir olmalıdır.
Şehit Öğrencilerimizin İsimleri Daha Uygun Okullarda Yaşatılabilir
Burada özellikle altını çizmek istediğimiz bir konu var: Hayatını kaybeden öğrencilerimizin isimlerinin okullara verilmesine karşı değiliz. Tam tersine, onların isimlerinin yaşatılmasını istiyoruz.
Ancak bunun daha doğru ve daha anlamlı yolları bulunabilir.
Örneğin yeni yapılacak okullara şehit öğrencilerimizin isimleri verilebilir. Böylece hem onların hatıraları geleceğe taşınır hem de yeni bir eğitim kurumunun kuruluş hikâyesi, bu evlatlarımızın isimleriyle anlam kazanır.
Mevcut okulların isimleri değiştirilecekse de şehrin tarihî, kültürel ve toplumsal değerleri dikkatle değerlendirilmeli; ailelerin hassasiyetleri gözetilmeli ve kararlar geniş bir istişareyle alınmalıdır.
Üstelik saldırıda hayatını kaybeden bütün çocuklarımızın hatırasını yaşatmak, yalnızca birkaç okulun tabelasını değiştirmekten ibaret görülmemelidir. Onların isimleri burslarda, kütüphanelerde, eğitim projelerinde, bilim ve sanat merkezlerinde de yaşatılabilir. Önemli olan, bu çocukların isimlerinin gerçekten sahiplenilmesi ve geleceğe taşınmasıdır.
Hatıraları yaşatmanın yolu, başka hatıraları silmekten değil; herkese yer açabilmekten geçer.
Bizi Yanlış Anlamayın: Biz Unutulmalarını Değil, Doğru Yaşatılmalarını İstiyoruz
Bu tartışmada en çok dikkat edilmesi gereken nokta, toplumda yanlış bir algının oluşmasına izin verilmemesidir.
Bizim itirazımız, şehit öğrencilerimizin isimlerinin okullara verilmesine değildir. Böyle bir yaklaşımın parçası olmadığımızın açıkça bilinmesini istiyoruz. Hiç kimse bizi, hayatını kaybeden çocuklarımızın isimlerinin yaşatılmasını istemiyormuşuz gibi bir konuma düşürmemeli.
Bizim itirazımız, bu isimlerin yaşatılması için neden başka isimlerin silinmek zorunda olduğunadır.
Bir tarafta evlatlarını kaybetmiş ailelerimiz var. Onların acısı hepimizin acısıdır. Diğer tarafta eğitime katkıda bulunmuş insanların hatıraları, şehrimizin edebiyat mirası ve yıllar içinde oluşmuş toplumsal değerlerimiz var. Bunların hiçbirini birbirine karşı konumlandırmamalıyız.
Bu mesele, bir ismi diğerine üstün tutma meselesi değildir. Bu mesele, acıyı büyütmeden, yeni kırgınlıklar oluşturmadan ve kimseyi incitmeden doğru bir yol bulabilme meselesidir.
Karar vericilerden beklentimiz de budur: Ailelerin acılarını anlamak, şehrin hafızasını korumak ve toplumun farklı hassasiyetlerini aynı anda gözetmek.
Şehitlerimizin Ailelerini Bir Kez Daha Üzmeyelim
Hayatını kaybeden çocuklarımızın aileleri için hiçbir karar, evlatlarının yokluğunu telafi edemez. Onların acısını dindirecek bir sözümüz, kayıplarını geri getirecek bir gücümüz yok.
Elimizden gelen, onların hatıralarına saygı göstermek ve acılarını siyasi, idari ya da toplumsal tartışmaların içine çekmeden hareket etmektir.
Çocuklarımızın isimlerini yaşatırken ailelerini yeni tartışmaların ortasında bırakmamalı, onları istemedikleri bir tartışmanın tarafı hâline getirmemeliyiz. Aynı şekilde bu kararlar üzerinden hiç kimsenin, şehit öğrencilerimizin isimlerinin yaşatılmasına karşı olduğumuzu düşünmesine de fırsat vermemeliyiz.
Şehitlerimizin ruhlarını incitmemeli, ailelerinin yüreklerine yeni bir acı daha eklememeliyiz.
Bir çocuğun adını yaşatmak, başka bir ismi unutturmayı gerektirmez. Bir aileye vefa göstermek, başka bir ailenin hatırasını göz ardı etmeyi gerektirmez. Bir şehrin acılarını sahiplenmek, o şehrin geçmişine sırt çevirmeyi gerektirmez.
Kahramanmaraş’ın evlatlarının isimleri elbette yaşatılmalı. Ancak bu yapılırken Ayser Çalık’ın hatırası korunmalı, Nuri Pakdil’in şehrimizin kültür ve edebiyat dünyasındaki yeri göz ardı edilmemeli ve bütün hassasiyetler yeniden değerlendirilmelidir.
Çünkü gerçek vefa, yalnızca bir ismi yaşatmak değil, bütün hatıralara saygı gösterebilmektir.
Bir hatırayı yaşatırken başka bir hatırayı silmeyelim. Acımızı yarıştırmayalım, isimleri karşı karşıya getirmeyelim. Kahramanmaraş’ın evlatlarını da değerlerini de birlikte yaşatalım.
Next