Modern Olimpiyat Oyunları tarihinde bir devrim niteliği taşıyan 2012 Londra Olimpiyatları, katılan tüm ülkelerin kadrolarında en az bir kadın sporcu bulundurduğu ilk oyunlar olarak tarihe geçti. Suudi Arabistan, Katar ve Brunei gibi ülkelerin de ilk kez kadın sporcu göndermesiyle tamamlanan bu tablo, olimpiyat meşalesinin eşitlik için yandığı en anlamlı anlardan biri oldu. İşte bu tarihi sürece dair 5 önemli not:
-
Londra 2012'nin Farkı: 204 katılımcı ülkenin tamamı, kadın sporcularını Londra’ya göndererek "tam katılım" sağladı.
-
Kırılan Zincirler: Suudi Arabistan (Wojdan Shaherkani ve Sarah Attar), Katar ve Brunei, olimpiyat tarihinde ilk kez kadın sporcularıyla kürsüde veya sahada yer aldı.
-
Boks Branşında Devrim: 2012 Londra, kadın boksörlerin ilk kez olimpiyatlarda yarıştığı oyunlar olmasıyla da kadın katılımını her branşa yaydı.
-
Yüzdelik Artış: 1900 Paris'te sadece %2 olan kadın sporcu oranı, 2012'ye gelindiğinde %44'e ulaşarak tarihi bir zirve yaptı.
-
Türkiye'nin Gururu: Türkiye de 2012 Londra'ya tarihindeki en yüksek kadın sporcu sayısıyla katılarak bu küresel eşitlik hareketinin güçlü bir parçası oldu.
Genişletici Bilgi: 116 Yıllık Eşitlik Mücadelesi
Modern Olimpiyatların kurucusu Baron Pierre de Coubertin, başlangıçta kadınların olimpiyatlarda yer almasına karşıydı ve kadınların katılımını "estetik dışı ve pratik olmayan" bir durum olarak nitelendiriyordu. 1900 Paris Olimpiyatları'nda sadece tenis ve golf gibi sınırlı branşlarda görülen kadınlar, onlarca yıl süren bir hukuk ve spor mücadelesi verdiler. 2012 Londra Olimpiyatları, bu mücadelenin "sembolik" olarak tamamlandığı yerdir. Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC), bu tarihten sonra kadın katılımını teşvik etmek amacıyla "Olimpiyat Gündemi 2020" gibi programları hayata geçirerek, 2024 Paris Olimpiyatları'nda tam olarak %50 erkek - %50 kadın sporcu dengesini hedeflemiş ve spor dünyasında mutlak eşitlik ilkesini bir kural haline getirmiştir.




