Yeni Şafak yazarı İsmail Kılıçarslan, yeni yazısında ana akım televizyon programları, LGBTQ+ yürüyüşlerine ve bir kaç hassas konuya değinerek dikkat çeken cümleler kurdu.

Kahramanmaraş İçli Köftesi 40 Yıldır Sabırtaşı Restoran'da! Kahramanmaraş İçli Köftesi 40 Yıldır Sabırtaşı Restoran'da!

Yeni Şafak yazarı İsmail Kılıçarslan, Türkiye'nin Müslümanların yaşadığı bir İslam ülkesi olduğunu belirterek, "Geçen cumadan başlayalım. Cuma namazı saatinde, Beyazıt Meydanı’nda, Beyazıt Camii’nin hemen yanında LGBT yürüyüşü yapmak isterseniz o yürüyüşü en hafif tabirle “başınıza” geçirirler.

Orada, o meydanda, o caminin yanında LGBT yürüyüşüne izin vermeyen çocuklara “Şeriatçı çete”, LGBT yürüyüşü yapmak isteyenlere ise “özgürlükçü birey” denilmesi bir şeyi değiştirmez. Modern dünyanın makbul kalıplarına sığınıp her türlü azgınlığı yapmak isteyenlere karşı bu topraklar refleks vermiştir, vermektedir ve verecektir.

Öğretilmiş duyarlılıklarla, fonlanan odaklarla, “modern medeniyet” naralarıyla yapılmak istenen her neyse o püskürtülecektir. Çünkü bu topraklar ona sahip çıkma cesareti gösterenindir. Ve o cesaret fonlarla, yapmacık duyarlılıklarla falan kazanılmaz." diye yazdı.

Deutsche Welle'nin Türkiye temsilciliğine bağlı +90 kanalında yayınlanan 'belgesel'e işaret eden Kılıçarslan, "Geçelim bence “genç kızları fuhşa teşvik etme” tartışmalarını. “Elin Alman’ı, Fransız’ı falan Türkiye’de dilediği gibi operasyon çekiyor” çemkirmelerini de boş verelim. Niye biliyor musunuz? Çünkü Türkiye’de son 30 yılda medya eliyle yapılan propagandaların yanında bu videonun içeriği öyle masum ki. Aktüel’i, Tempo’su, Nokta’sı falan senelerce Türkiye’de uç veren ne kadar marjinallik varsa hepsini canhıraş şekilde destekleyip sayfalarına taşımadılar mı? Grup seksten travestilere, uyuşturucu partilerinden eş değiştirme olaylarına kadar hemen her türlü marjinalliği güya “anlamaya çalışmak” adı altında öve öve bitiremediklerini unuttuk mu?

Bu dergilerden sonra bayrağı Hürriyet ve Sabah gibi gazetelerin devraldığını da mı unuttuk? Ayşe Arman’ın travestilerle bir araya gelip onları yere göğe koyamadığı söyleşileri de hatırımda benim; Etiler’de eş değiştiren çiftlerin görgülerini, kültürlerini öve öve bitiremediği haberleri de mesela.

Şimdilerde de adına “kadın kuşağı” denilen rezaletlerin hepsi her gün ana akım televizyonlarda cayır cayır yer bulmuyor mu kendine? Ne ensest ilişkiler kalıyor anlatılmadık, ne rezil aldatma hikâyeleri.

+90 yapınca mı dokunuyor milli kimliğimize, ahlak anlayışımıza? Yahu gazetelerin hafta sonu ekleri, televizyonların magazin programları, hatta en çok okunan haber siteleri o ya da bu oranda Yasemin’in fahişe olduğunda rahat bir hayat yaşayacağı fikrini empoze etmiyorlar mı yıllardır insanlara?" ifadelerini kullandı.