Partisinin Kızılcahamam Kampı'nda konuşan AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP lideri Kılıçdaroğlu'na '10 soru' üzerinden de yüklendi. Konuşmasında Gezi Direnişi'ni, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nu ve TİP milletvekillerini hedef alan Erdoğan, Gezi eylemcileri için sarf ettiği 'sürtük' kelimesinden de geri adım atmadı.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'nın Kızılcahamam ilçesinde düzenlenen, partisinin 30. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nda açıklamalarda bulundu.

"BİZ BUNLARA TEŞHİSİ KOYDUK"
"Biz bunlara teşhisi koyduk" diyen Erdoğan, "Onlara bu söz neye karşılık geliyor bilmiyoruz ama dediğimiz çok açık. Milletimiz Gezicileri nasıl tanımlıyorsa biz de aynı sıfatları kullanıyoruz" ifadelerini kullandı.

TİP MİLLETVEKİLLERİNE: 'BUNLARIN PARLAMENTODAN SİLİNİP ATILMASI ATILMASI LAZIM'
Konuşmasında, Gezi Direnişi'nin 9. yıl dönümü sebebiyle 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ne 'Her yer Taksim, her yer direniş' pankartı asan Türkiye İşçi Partisi (TİP) milletvekillerini de hedef alan Erdoğan, "Bunlar malum partinin parlamentodaki uzantılarını ta kendisi. Bu milletin polisine el kaldırandan milletvekili olmaz. Bunların parlamentoda da yeri olmaz. Bunların da parlamentodan silinip atılmasının adımlarının atılması lazım" diye konuştu.

KILIÇDAROĞLU'NA '10 SORU' ÜZERİNDEN YÜKLENDİ
CHP lideri Kılıçdaroğlu'nu da, '10 soruya' verdiği yanıtlar üzerinden hedef alan Erdoğan, "Seçim tarihi belli. Sen şimdiden haziran 2023'e hazırlan ama önce adayınızı belirleyin. Sen sıkıysa aday oluyor musun olmuyor musun bunu açıkla" dedi. Erdoğan, CHP liderinin kendisine yönelttiği 10 soruya ise cevap vermedi.

'SADAT' YANITI: 'EVLERİNDE GÖRÜŞMEM OLMADI'
Erdoğan, konuşmasının devamında ise "Ben SADAT'ın kurucusuyla evlerinde bir görüşme gerçekleştirmedim. Böyle bir görüşme yok. Bay Kemal sen yalancısın. SADAT'ın kurucusu denilen tuğgeneral ile göreve getirdikten sonra, benimle çalıştığı süre içerisinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde görüşmelerim var ama evinde yok" açıklamasında bulundu.

Kemal Kılıçdaroğlu: TÜİK’in bu yalanı, emeklinin, memurun cebinden çalmak demektir Kemal Kılıçdaroğlu: TÜİK’in bu yalanı, emeklinin, memurun cebinden çalmak demektir

"SIKINTILI SÜRECİ EN AZ KAYIPLA GERİDE BIRAKTIK"
Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan satırlar şu şekilde:

"Toplantımızın partimiz, ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını niyaz ediyorum. Milletimize verdiğimiz hizmetleri her fırsatta hatırlamalı, hatırlatmalıyız. Şu anda ekranları başında bizi izleyen aziz milletime bunları hatırlatmanın faydalı olacağı kanaatindeyim. İktidara gelirken milletimize, ülkemizi dört temel unsur üzerinde yükselteceğiz dedik. Bunlar eğitim, sağlık, adalet, emniyet temelleri. Bunun için de her zaman eserlerimizi anlatmaya bu sırayla başlıyoruz."

"En son istişare ve değerlendirme toplantımızı 2019 ekiminde yapmıştık. Salgın döneminde toplantılarımıza ara verdik. Bu sıkıntılı süreci en az kayıpla geride bıraktık. 70 bin olan akademik personel sayımız 185 bine 1.5 milyon olan üniversite öğrencisi sayımız 8,3 milyona çıktı."

MUAYENE SORUNU
"Son dönemde devlet hastanelerindeki sağlık hizmetleri konusunda muayene randevularındaki gecikmeler başta olmak üzere sistemdeki kimi aksaklıklarla ilgili şikâyetler gelmeye başladı. Salgının bitmesiyle bu sorunları hemen gündemimize aldık süratle çözümünü sağlayacak adımları atıyoruz."

"Düzensiz göçle mücadele için 26 geri gönderme merkezi kurduk. Suriye'de oluşturulan güvenli bölgelere 500 binin üzerinde Suriyeli kardeşimizin geri dönmesini sağladık."

"MERDİVEN ALTI ADALETÇİLİĞE SON VERDİK"
"Bugün toplam istihdam sayısı 30 milyonu geçti. Adalette 9 bin 349 olan hakim savcı sayısını bu yıl itibarıyla 22 bin 709'a yükselttik. Merdiven altı adaletçiliğe son verdik."

YENİ HAREKAT MESAJI
"Türk Milleti için güçlü bir orduya sahip olmak tarih boyunca olageldiği gibi bugün de bir tercih değil, bir mecburiyettir. Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı, Bahar Kalkanı ve Pençe-Kilit'le güney sınırımızda oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu darmadağın ettik. Güvenlik hattının eksiklerini yeni harekatlarla tamamlayacak hem de tüm kuvvetlerimizi her türlü göreve hazır hale getirecek çalışmaları titizlikle yürütüyoruz."

YİNE GEZİ'Yİ HEDEF ALDI
"Gezi olaylarıyla başlayan ve ardı ardına devam eden ihanetlerin ülkemize kur-faiz-enflasyon şer üçgeni üzerinden ödettiği ağır bedeller olmasaydı, bugün 1.5 trilyon doları bulan bir milli gelirle çok farklı bir yerde olacaktık."

"Sahnede hangi oyun sergilenirse sergilensin gerisinde bir ekonomik sabotaj mutlaka vardır. Buna rağmen ülkemize diz çöktürülmesine izin vermedik, vermeyeceğiz. Türkiye'nin ödediği bedellerde payı olan herkesin yakasına yapışmak boynumuzun borcudur. Karşımıza çıkarılan aktörlerin birer aparat olduğunu biliyor, asıl mücadeleyi projelerin gerçek sahiplerine karşı veriyoruz."

"Türkiye'nin ekonomide geldiği yeri de  yaşadığı kayıpları da işte bu perspektiften değerlendirmek gerekiyor. Anlayamadıkları  bir gerçek var. Bu gerçek Türkiye'nin potansiyelinin ve gücünün kağıt üzerindeki  ölçeklerin çok üzerinde olduğudur. Eğer biz kağıt üzerindeki hesaplara kalsaydık ne vesayetle mücadelemizi başarıya ulaştırabilirdik ne terörle mücadelemizi zaferle neticelendirebilirdik ne  darbecileri bozguna uğratabilirdik ne de uluslararası ayak oyunlarıyla baş edebilirdik. Biz ülkemize inandığımız inancımızdan şüphe duymadığımız için Allah'a hamd olsun ayaktayız. Hani komünistin komünistliği parayı buluncaya, ateistin ateistliği uçak sallanıncaya kadardır derler ya, aparatlarıyla ve ağababalarıyla bunların  havası da milletin önüne çıkıncaya kadardır. Elbette ihtiyatı ve tedbiri elden bırakmadan biz kimin ne dediğine bakmadan kenedi işimizi yapacağız."

'UZAY' AÇIKLAMASI
"2023'te bir Türk vatandaşının Uluslararası Uzay İstasyonu'na gönderilme sürecini başlattık. Yerli otomobilimizi inşallah yakında yollarda göreceğiz. Can Azerbaycan'da TEKNOFEST kuşağı gençlerimizin iki devlet bir millet bir festival ile nasıl kucaklaştığına tanık olduk."

HEDEFİNDE KILIÇDAROĞLU VAR: '10 SORU' YANITI
"Siyasetin cilvesi diyebileceğimiz bazı konularla uğraşmak mecburiyetinde kalıyoruz. Türk siyaset tarihinin en zor cilvesi bizim dönemimize denk geldi. Bu talihsiz cilvenin adı Kılıçdaroğlu'dur. Ciddiye alsak ciddiye alınacak, gülüp geçsek gülüp geçilecek tarafı yok. Biz de yok saymayı tercih ediyoruz. Yok saydığımızda da yalanın dozunu sürekli yükseltiyor. Biz de mecburen bu zatı ara ara paçasından tutup aşağıya çekmek zorunda kalıyoruz. Zat bizim geçen salı günü sorduğumuz sorulara cevap vermiş, sonra bize güya 10 soru sormuş. 

Birinci sorum olan terör örgütlerini lanetleyip lanetlemeyeceğine dair verdiği cevaptaki tüm göndermeler, Türkiye'yi birilerine gammazlayan alçakça tuzaklarla bezelidir. İkinci sorum olan harekatları destekleyip desteklemediklerine iğrençliği karıştırarak hezeyanlar sergilemiştir. Üçüncü sorum olan NATO tartışmalarına cevabı sadece bu mücadelemizde karşımızda olanları sevindirecek bayağılıktadır. Dördüncü sorum olan Akdeniz ve Ege'ye dair verdiği cevapla ülkesinin değil, Rumların yanında yer aldığınız tekrar göstermiştir. Beşinci sorum olan küresel krizin ekonomik boyutuna karşı mücadeleye destek vermeye, basit bir cevap vermiştir. 

Altıncı sorum olan yalanı bırakıp bırakmayacağına, aynı yalanları tekrarlayarak cevap vermiştir. Yedinci sorum olan siyasi stratejilerini yabancı temsilcilere onaylatmaktan vazgeçip vazgeçmeyeceğine inkarla cevap vermiştir. Sekizinci soruma asil değil sefil bir şahsiyet olduğunu göstererek cevap vermiştir. Dokuzuncu sorum olan partisi içindeki terör örgütü destekçisini, hırsızı, tacizciyi tasfiye edip etmeyeceğine bunlara ortak olduğunu ikrar ederek cevap vermiştir."

Onuncu sorum olan aday olup olmayacağına ise seçim tarihi bahanesi ile yüreksizliğini, çapsızlığını bir kez daha göstererek cevap vermiştir. Seçim tarihi belli. Sen şimdiden haziran 2023'e hazırlan ama önce adayınızı belirleyin. Sen sıkıysa aday oluyor musun olmuyor musun bunu açıkla."

"ALTILI MASA ÇOK UZATMASIN, ADAY KARARINI VERSİN"
"Altılı masa kimi seçerse o aday olacakmış. Altılı masa da çok uzatmasın karar versin. Herhalde artık bu yıl içinde bu açıklamayı yapacaklardır."

'HİÇ ALAKAM YOK' DEMİŞTİ: ERDOĞAN'DAN 'SADAT' AÇIKLAMASI
"SADAT diye bir öcü uydurup, şirketin kurucusu ile evinde konuştuğumuzu söyleyecek kadar hayal alemine dalmış!"

"Ben SADAT'ın kurucusuyla evlerinde bir görüşme gerçekleştirmedim. Böyle bir görüşme yok. Bay Kemal sen yalancısın. SADAT'ın kurucusu denilen tuğgeneral ile göreve getirdikten sonra, benimle çalıştığı süre içerisinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde görüşmelerim var ama evinde yok!"

KÖPRÜYE 'GEZİ' PANKARTI ASAN TİP MİLLETVEKİLLERİNE YÜKLENDİ
"Gezi olayları; sokak terörü üzerinden milletin iradesini gasp etme girişimi, azgın azınlığın, sessiz çoğunluğu sindirme teşebbüsüdür! Geçenlerde 3 tane sözde milletvekili, Şehitler Köprüsü'nde pankart astı. Polislerimize vurmaya kalkanlar olmuştur. Bunlar malum partinin parlamentodaki uzantılarını ta kendisi. Bu milletin polisine el kaldırandan milletvekili olmaz. Bunların parlamentoda da yeri olmaz. Bunların da parlamentodan silinip atılmasının adımlarının atılması lazım. Bizim Gezi olayları konusundaki öfkemizin nedeni kişisel değil, ülkemize ağır faturaların önümüze sürülmeye başlandığı ilk hadise olmasıdır."

YİNE 'CAMİ' YALANINA SIĞINDI
"Zulüm 1453'te başladı, bu ifadelerin arkasında sen varsın. Örgütünüzün elemanları bunları yazarken sesiniz çıkmadı. Sen Beşiktaş'tan Taksim'e kadar yürüdün. Bezmialem Camii'nin içini bira kutularıyla sizin o takımınız kirletti. Bunları yaptınız. Sizin böyle bir maneviyat, dini değerlere saygı, öyle bir anlayışınız yok ama istismar var. İstismarı çok iyi yapıyorsunuz. Bundan sonra o da yutmayacak, o da tutmayacak. Atatürk Kültür Merkezi'ne Gezi olaylarında malum teröristlerin pankartlarını siz astınız. Ben buradan milletime sesleniyorum. Bu ülkeyi terör örgütlerine biz asla peşkeş çekmeyeceğiz."

'SÜRTÜK' DEMİŞTİ: ERDOĞAN GERİ ADIM ATMADI
"Biz bunlara teşhisi koyduk. Onlara bu söz neye karşılık geliyor bilmiyoruz ama dediğimiz çok açık. Mukaddesatımıza hürmetsizlik edenlere özellikle tavizsiz davrandık. Bugün de aynı hassasiyetlerle davranıyoruz. Milletimiz Gezicileri nasıl tanımlıyorsa biz de aynı sıfatları kullanıyoruz. Elebaşlarını, vandalları, polisimize kurşun sıkan şehir eşkiyalarını, yağmacıları, ibadethanelerimizi bira kutularıyla kirletenleri, aziz milletimizin iradesine kast eden darbe heveslilerini bu millet nasıl tarif ediyorsa biz de aynı şekilde tarif ediyoruz. Vandala vandal, haine hain, çapulcuya çapulcu demekten geri durmayacağız. Bizim kadınlara alçakça hakaret eden belediye başkanlarını koruyanlardan alacak ahlak dersimiz yoktur. Şehit bacısına küfürler savuran terbiyesizlerden öğrenecek saygı dersimiz de yoktur. Buradan tüm kardeşlerime sesleniyorum. Hadlerini bildirmek milletimize karşı sorumluluğumuzun bir gereğidir."

İSVEÇ VE FİNLANDİYA İÇİN NATO MESAJI
"NATO içindeki konumumuzun önemini, genişleme politikalarındaki ilkeli yaklaşımımızla herkese tekrar hatırlattık. NATO içinde İsveç, Finlandiya konusunda, açık ve net konuşuyorum. Dün, NATO Genel Sekreteri ile de konuştum. Tüm dünyanın bilmesi lazım. NATO bir terör güvenliği sağlayacak teşkilat değildir. İsveç'te, Finlandiya'da terör örgütleri cirit atarken, terör örgütü başının posterlerini ellerinde taşırkarken İsveç polisi, Finlandiya polisi güvencesinde, Alman polisi güvencesinde bunu yaparken, Fransız, Hollanda polisinin güvencesinde bunu yaparken, Yunanistan'da 9 Amerikan üssünün güvenlik üssünün kurulmasına müsaade ederken, kimse bizden aynı yanlışa düşmemizi beklemesin. 

Petrol fiyatlarının arttığı dönemde dünyada neyin nereye geldiğini takip ediyorsunuz. Ücretliler başta olmak üzere gelirleri artırarak aradaki farkı kapatacak programları hazırlıyoruz. Bu yıl sonuna inşallah çok daha güçlü şekilde gireceğiz.

Buralar bizim güvenlik alanımız, güvenlik alanımızdan biz artık rahatsız edilmek istemiyoruz. Bunun adımlarını da hazırlanmak suretiyle atıyoruz ve atacağız."