Âşık Mahzuni Şerif'in o meşhur şarkısı var ya:

“Keser döner, sap döner; gün gelir, hesap döner!”

Vallahi bazılarına bu sözü sabah kahvaltıdan önce, akşam da yatmadan önce dinletmek lazım!

Çünkü bizim memlekette bazı insanlar var ki eline biraz yetki geçince kendisini dünyanın tapu sahibi zannediyor.

Dün beraber çay içtiği adama bugün selam vermiyor. Dün kapısında beklediği insanı bugün kendi kapısında bekletiyor. Birinin emeğini görmezden geliyor, diğerinin hakkını yiyor, ötekinin önünü kesiyor.

Sonra da çıkıp adaletten, vicdandan, insanlıktan bahsediyor!

Yahu arkadaş, insan hiç olmazsa aynaya bakarken biraz utanır!

Bizim köyde bir Bekir Ağa vardı.

Aslında köyün ağası değildi ama kendisini öyle zannederdi. Bir gün haksızlık yaptığı köylünün biri karşısına çıkmış:

— Ağam, benim hakkımı yedin. Ama gün gelir, bunun hesabı sorulur!

Bekir Ağa kahkahayı basmış:

— Ula, sen kimsin de benden hesap soracaksın?

Adam sakin sakin cevap vermiş:

— Ağam, bugün senin elinde keser var. Ama unutma, sapı da döner!

Bekir Ağa gülmüş:

— O gün gelirse bana da haber ver!

Aradan yıllar geçmiş.

Bekir Ağa'nın ne eski makamı kalmış ne de etrafındaki alkışçıları.

Eskiden kahveye girdiğinde herkes ayağa kalkarken şimdi selamını alan bile yokmuş.

Bir köşede oturan Temel Dayı seslenmiş:

— Bekir, gel yanıma otur!

Bekir Ağa biraz bozulmuş:

— Dayı, eskiden bana ağa derdin!

Temel Dayı çayından bir yudum almış:

— Evladım, eskiden makamın vardı, şimdi sadece hatıraların kaldı. Hatıraya da ağa denmez!

Bekir Ağa içini çekmiş:

— Dayı, herkes beni unutmuş!

Temel Dayı gülmüş:

— Yok oğlum, kimse seni unutmadı. Herkes seni çok iyi hatırlıyor. Mesele de zaten bu!

İşte hayatın en acı tarafı budur!

İnsan bazen yaptığı iyiliği unutur ama kendisine yapılan haksızlığı kolay kolay unutmaz.

Hele bir de insanların sessizliğini korkaklık zannedenler var.

Adam susuyorsa korkmuştur!

İtiraz etmiyorsa kabullenmiştir!

Hakkını aramıyorsa güçsüzdür!

Yahu kardeşim, her susan korkak değildir! Kimi terbiyesinden susar, kimi sabrından, kimi de günü geldiğinde söyleyecek sözü olduğu için!

Eskiler boşuna dememiş:

“Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste.”

Bakın, aheste diyor!

Yani acelesi yok.

Otobüse yetişmeye çalışmıyor.

Ama gün gelir, öyle bir kapıyı çalar ki içeridekiler birbirine bakar!

Bir de bu güç sahiplerinin etrafındaki yağcılar yok mu?

Başkan öksürse:

— Maşallah başkanım, ne güzel öksürdünüz!

Yanlış karar verse:

— Efendim, tarihe geçecek bir karar!

Adam kendi ayağına bassa:

— Başkanım, ne kadar kararlı bir duruş!

Ama bir gün koltuk gider, makam biter, tabela değişir.

O zaman dün önünde düğme ilikleyenler bugün telefonuna cevap vermez.

Dün “Emrinizdeyiz!” diyenler bugün “Siz kimsiniz?” diye sorar.

Bizim Temel Dayı'nın güzel bir sözü var:

“Evladım, yağcıların sevgisine güvenme. Tava soğuyunca hepsi başka mutfağa gider!”

Asıl meseleye gelelim...

Bugün küçümsediğin, hakkını yediğin, emeğini yok saydığın insanın yarın nerede olacağını nereden biliyorsun?

Belki bugün kapıdan çevirdiğin insan, yarın o kapıdan başı dik girecek.

Belki bugün susturduğun kişi, yarın konuştuğunda sen söyleyecek söz bulamayacaksın.

Belki de bugün gücüne güvenerek haksızlık yaptığın insan, yarın senin yüzüne bakıp sadece gülümseyecek.

İşte o gülümseme var ya...

Bazen yüz sayfalık bir hesaplaşmadan daha ağır gelir insana!

Çünkü en güzel cevap, haksızlık yapanın seviyesine inmeden haklılığını ortaya koyabilmektir.

Bir gün Bekir Ağa yine Temel Dayı'ya dert yanmış:

— Dayı, herkes bana sırtını döndü!

— Sen zamanında kimlere sırtını döndün Bekir?

— Çok kişiye Dayı...

— Eee, ne bekliyordun oğlum? Millet yıllarca senin yüzünü görmek için sırada mı bekleyecekti?

Bekir Ağa başını eğmiş:

— Dayı, keşke geçmişe dönebilsem!

Temel Dayı son noktayı koymuş:

— Evladım, geçmişe dönemezsin ama geçmişte yaptıkların döner dolaşır seni bulur. Sen keseri hep kendine yonttun. Şimdi sapı eline alınca niye şaşırıyorsun?

İşte bütün mesele bu!

Kimse makamına, unvanına, yetkisine güvenip başkasını ezmesin.

Bugün elinde tuttuğun güç, yarın bir başkasının elinde olabilir.

Bugün kimsenin sesini duymuyorsan yarın kendi sesini duyuracak insan bulamayabilirsin.

Unutma! Makamın büyüklüğü, insanın küçüklüğünü örtmeye yetmez.

Haksızlığa uğrayanlar da şunu bilsin:

Hakkınızı aramaktan, doğru bildiğinizi savunmaktan ve başınızı dik tutmaktan vazgeçmeyin.

Çünkü bazen zaman, insanın karşısına öyle bir fırsat çıkarır ki dün kendisini küçük görenlere tek kelime söylemesine bile gerek kalmaz.

Ve son sözü yine Temel Dayı söylesin:

— Dayı, bu dünyada herkes ettiğini bulur mu?

— Bilmem oğlum, herkes bulur mu? Ama sen kimsenin hakkını yeme de bir gün hesap defteri açıldığında gözlüğünü aramak zorunda kalma!

— Niye Dayı?

— Çünkü bazı hesaplar vardır evladım, gözlüksüz de görülür!

Keser döner, sap döner; gün gelir, hesap döner!

Bugün elini öptürdüğün insanın, yarın elini sıkmaya yüzün olsun!

Ve sakın unutma: Dünya dönerken kimseyi ezme. Çünkü hayatın en büyük sürprizi, bir gün aynı yoldan senin de geçmendir!