Son günlerde milyarlar konuşuluyor.

Fonlar, hisseler, kazançlar…

Rakamlar öylesine büyüdü ki milyonları artık küçük rakamlar gibi telaffuz eder olduk.

Konuşulan rakamlardan biri yaklaşık 2 milyar TL.

Peki 2 milyar TL ne demek?

Bunu yalnızca yan yana dizilmiş sıfırlarla anlatmayalım.

Bir de çocukların gözünden bakalım.

DMD NEDİR?

DMD, yani Duchenne Musküler Distrofi, genetik kökenli ve ilerleyici ciddi bir kas hastalığıdır.

Hastalığa neden olan genetik değişiklik nedeniyle vücut, kasların korunmasında önemli görev yapan distrofin proteinini yeterli şekilde üretemez. Bunun sonucunda kaslar zaman içerisinde giderek zayıflar.

Çocuk için önce koşmak zorlaşabilir.

Sonra merdiven çıkmak…

Ayağa kalkmak…

Yürümek…

Hastalık ilerlediğinde kalp ve solunum kasları da etkilenebilir.

Kısacası DMD'li bir çocuğun en büyük rakiplerinden biri zamandır.

Ve bu çocukların bazıları için umut olan gen tedavilerinin maliyetleri milyonlarca dolarla ifade ediliyor.

Osmaniye'nin Düziçi ilçesinde DMD ile mücadele eden Uygar Altun için yürütülen Valilik izinli kampanyanın hedefi de yaklaşık 2,9 milyon dolar.

Bir çocuğun tedavi umuduna ulaşabilmesi için karşısında duran rakam bu.

Şimdi yeniden başa dönelim.

Yaklaşık 2 milyar TL…

DMD kampanyalarında karşılaşılan tedavi hedefleri üzerinden kabaca hesaplandığında, bu büyüklükte bir para yaklaşık 16 DMD hastası çocuğun tedavi hedefinin karşılanabileceği bir seviyeyi ifade ediyor.

16 çocuk…

16 ayrı hayat.

16 anne.

16 baba.

16 evde beklenen umut…

Sonra Osmaniye'nin Düziçi ilçesine bakalım.

Orada Uygar var.

Uygar'ın zamanla yarışı var.

Tedavisine ulaşabilmesi için insanlar seferber oluyor.

Bir çiftçi tonlarca karpuzunu bağışlıyor.

Esnaf destek oluyor.

Vatandaş cebinden 50 lira, 100 lira çıkarıyor.

İnsanlar sosyal medyada kampanyayı paylaşarak sesini duyurmaya çalışıyor.

Neden?

Bir çocuk yürüsün diye.

Bir çocuk büyüsün diye.

Bir çocuk yaşama tutunsun diye.

İşte tam burada başka bir şeyi tartışmamız gerektiğine inanıyorum.

Fonlarda, borsada veya başka ekonomik alanlarda yapılan soruşturmalar sonucunda mahkemelerce haksız veya suçtan kaynaklanan kazanç olduğu kesinleşen ve hukuken kamuya geçirilen paralar varsa, neden bunların belirli bir bölümü DMD ve benzeri ağır hastalıklarla mücadele eden çocukların tedavileri için kullanılmasın?

Bence asıl tartışmamız gereken konulardan biri budur.

Birileri hukuka aykırı şekilde kazanç sağlamışsa ve bu durum yargı kararıyla kesinleşmişse, o para yalnızca devletin hesaplarında bir rakama dönüşmesin.

Bir çocuğun hayatına dönüşsün.

Haksız kazançtan geri alınan milyonlar bir annenin gözyaşını dindirsin.

Kamuya geçen milyarlar DMD'li çocukların tedavi fonuna aktarılsın.

Hatta bunun için şeffaf, denetlenebilir ve yalnızca ağır hastalıklarla mücadele eden çocukların tedavisinde kullanılacak özel bir “Çocukların Yaşam ve Tedavi Fonu” oluşturulması bile tartışılabilir.

Devletin hukuken el koyduğu ve müsadere yoluyla kamuya geçen suç gelirlerinin belirli şartlarla böyle bir sosyal amaca yönlendirilmesinin hukuki altyapısı oluşturulabilir.

Düşünsenize…

Hukuka aykırı bir kazanç geri alınıyor.

Ama hikâye orada bitmiyor.

O para Osmaniye Düziçi'ndeki Uygar'ın tedavisine gidiyor.

Bir başka şehirde başka bir DMD'li çocuğun kampanyasını tamamlıyor.

Bir başka çocuğun geleceğine umut oluyor.

İşte o zaman toplum olarak şunu söyleyebiliriz:

Haksızlıktan alınan para, bir çocuğun hayatına döndü.

Bundan daha anlamlı bir toplumsal karşılık olabilir mi?

Çünkü bugün DMD'li çocukların aileleri meydanlarda stant açıyor.

Anneler canlı yayınlarda yardım istiyor.

Babalar şehir şehir dolaşıyor.

Vatandaş 50 lira, 100 lira göndererek kampanyaları tamamlamaya çalışıyor.

Bir tarafta yaklaşık 2 milyar TL gibi devasa rakamlar konuşulurken diğer tarafta Osmaniye Düziçi'nde bir çocuk tedavisine ulaşmayı bekliyor.

İnsan ister istemez soruyor:

Milyarlar bu kadar kolay konuşulabiliyorsa, çocuklarımızın tedavisi neden hâlâ yardım kampanyalarına bağlı?

Uygar villa istemiyor.

Lüks otomobil istemiyor.

Milyarlar istemiyor.

Uygar yürümek istiyor.

Arkadaşlarıyla koşmak istiyor.

Okuluna gitmek istiyor.

Çocukluğunu yaşamak istiyor.

Büyümek istiyor.

Hepsi bu.

O yüzden 2 milyar TL'yi yalnızca şöyle okumayalım:

2.000.000.000 TL

Bir de şöyle okuyalım:

Yaklaşık 16 DMD hastası çocuğun tedavi umudu.

Fonlar yükselir.

Fonlar düşer.

Borsa bugün çıkar, yarın iner.

Para kazanılır.

Para kaybedilir.

Ama DMD'li bir çocuğun kaybettiği zaman geri getirilemez.

Bugün Osmaniye Düziçi'nde Uygar'ın zamanı ilerliyor.

Onun gibi başka çocukların da zamanı ilerliyor.

Belki artık yeni bir şey söylemenin zamanıdır:

Hukuken haksız kazanç olduğu kesinleşerek kamuya geçirilen paraların bir bölümü, ağır hastalıklarla mücadele eden çocukların tedavisine ayrılsın.

Milyarlar yalnızca dosyalarda rakam olarak kalmasın.

Bir çocuğun yürüyüşü olsun.

Bir annenin umudu olsun.

Bir babanın “Evladım kurtuldu” sözü olsun.

Ve belki bir gün, meydanlarda yardım bekleyen DMD'li çocuklarımız kalmasın.

İşte o zaman milyarların gerçek değerini anlamış oluruz.

Çünkü bazı paraların en güzel karşılığı faiz değildir.

Fon değildir.

Borsa değildir.

Hayattır.