Bir çalışan düşünün…
Her gün aynı işi yapıyor, aynı aksaklıkla uğraşıyor. Bir gün aklına bir çözüm geliyor. Akşam evde kâğıdı kalemi alıyor, çiziyor, siliyor, yeniden çiziyor. Sabah heyecanla anlatıyor:
“Şunu şöyle yapsak işimiz kolaylaşır.”
Karşısındaki sandalyesine yaslanıyor:
“Güzel de şimdi başımıza iş açma!”
Hayalî bir konuşma bu. Ama cümle pek yabancı gelmiyor, değil mi?
Zaten “icat çıkarma” diye bir sözümüz var. İnsanın daha çocukken hevesini usulca paketleyip rafa kaldırmaya müsait. Sonra aynı çocuğa büyüyünce soruyoruz:
“Niye bizim memleketten daha çok mucit çıkmıyor?”
Çocuk çıkaracaktı da biz müsaade etmedik!
Sağlık Bakanlığının 30 Ekim 2026’da yayımladığı Türk Tıp Dünyası Kurultayı konuşmasında, sahadaki ihtiyaçların bilimsel çalışmalarla buluşturulması ve fikirlerin ürüne dönüştürülmesi üzerinde duruluyor. Hastanelerin, üniversitelerin ve üretim imkânlarının birbirine daha güçlü bağlanması gerektiği vurgulanıyor.
Bu çağrıyı kıymetli buluyorum.
Bu noktada Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığının, yani TÜSEB’in rolü de önem kazanıyor. Bakanlık açıklamasında, TÜSEB aracılığıyla araştırmacılara ve girişimcilere destek verildiği belirtiliyor; fikri olanlar Üreten Sağlık portalına davet ediliyor.
Böyle bir çağrı, elinde çizimi veya proje dosyasıyla nereden başlayacağını düşünen insan için değerlidir.
Çünkü bir fikrin doğmasıyla çalışan bir ürüne dönüşmesi arasında uzun bir mesafe var. O mesafe yalnızca “Aferin, güzel düşünmüşsün” denilerek aşılmıyor.
Aferin insanı sevindirir ama sensör satın almaz.
Alkış da prototipin elektrik faturasını ödemez.
TÜSEB gibi kurumların desteğini konuşurken yalnızca verilecek paraya odaklanmayalım. Fikir sahibinin doğru uzmanla buluşması, projesinin eksiklerini öğrenmesi ve hangi aşamada ne yapacağını anlaması da en az finansman kadar kıymetli.
Her fikir sahibinin yanında bir mühendis, bir hukukçu, bir proje danışmanı bulunmuyor.
Adam çözümü düşünmüş, çizimini yapmış. Şimdi karşısında yeni bir dünya var: teknik değerlendirme, prototip, test, üretim…
“Projenizi geliştirin” demek güzel.
Peki, nereden başlayacak?
İşte destek mekanizmalarının başarısını biraz da bu soruya verebildikleri cevapta aramalıyız.
Bu, belirli bir başvurunun sonucuna ilişkin bir hüküm değil; fikri olan herkes için anlaşılır bir yol beklentisidir.
Peki, başvuruyu kim değerlendirecek?
Ne kadar sürede cevap verilecek?
Uygun bulunmazsa gerekçesi açıklanacak mı?
Geliştirilebilir bir fikirse sahibine yol gösterilecek mi?
Bunlar gösterişli sorular değil. Fakat işe başlamak isteyen insanın önündeki gerçek sorular.
“Başvurunuzu aldık” cevabı bir başlangıçtır. Aylar sonra elde kalan tek bilgi hâlâ buysa insan, fikrinin mi incelendiğini, dosyasının mı beklediğini anlayamaz.
Elbette her projeye destek verilemez. Her düşünce yeni, her tasarım uygulanabilir olmayabilir. Bunu dürüstçe söylemek de hizmettir.
“Bu kısmı daha önce yapılmış; şu yönünü geliştirmen gerekiyor” diyen bir uzman, bazen uzun bir tebrik konuşmasından daha çok işe yarar.
Kahramanmaraş’ta üniversitemiz, hastanelerimiz, üretim tecrübesi olan işletmelerimiz ve öğrenmeye hevesli gençlerimiz var.
Hastanedeki bir ihtiyacı öğrenci ekibiyle, mühendisle ve üreticiyle aynı masaya getirebiliriz. Ortaya çıkan projeleri de TÜSEB’in ilgili programlarının koşulları çerçevesinde değerlendirmeye sunabiliriz.
Masadan mutlaka ürün çıkacak diye bir şart yok. Bazen yanlış bir yol erkenden elenir, bazen küçük bir iyileştirme bulunur. Önemli olan, ortaya ne çıktığını takip etmek.
Toplantının fotoğrafını çektiğimiz kadar sonucunu da merak edelim.
Sağlıkta üretim hedefini konuşurken sahadaki insana “Sen işini yap” deyip geçmeyelim. Belki anlatmaya çalıştığı şey, tam da o işi daha iyi yapmanın yoludur.
Bırakalım biraz icat çıkarsın.
Belki başımıza açacağı iş, yeni bir üretimin, daha güvenli bir çalışma ortamının, ülkeye kazandırılacak bir ürünün ilk adımıdır.
Bir çalışanın fikrini dinlemek için önce o fikrin başka bir ülkeden cihaz olarak gelmesini beklemeyelim.
Next